Çocuğun doğasında tümüyle yeni, türetilmemiş, türetilemez, nedensiz olan ve sonsuza dek de öyle kalacak bir şey vardır. Bu şey, bireyselliğin analiz edilemeyen, tanımlanamayan gerçekliğidir.
Zihnin çarpıtmaları olmadan yaşamın içimizdeki ilk kaynayışı: işte bilinçdışı budur. Bozulmamıştır, hiçbir yönden ideal değildir. Yaşamımıza yaraşır, kendiliğinden bir kaynaktır.
Şöyle ki, bir erkeğin evlilikte kendini gerçekleştirmesi imkansızdır.
Annesine hissettiği duygusal, hatta tutku dolu ilginin, eşine hissedebileceğinden çok daha derin olduğunu bilir. Bu durum onu mutsuz eder çünkü bu tutku dolu paylaşımın, cinsellik içerilmediği sürece asla tamamlanmayacağını da bilir. Eşine aktaramayacağı cinsel tutkuları vardır. Annesine karşı derin bir sevgi besler. Eziyet veren ve gittikçe yükselen tutku duvarları içinde kapana kısıldığın dan ya bir kaçış yolu bulacak ya da delilik ve ölüm çukuruna düşecektir. Olası tek kaçış yolu nedir? Başka hiçbir yerde bulamayacağı sığınağı annesinin kollarında aramak.