Kavimler her zaman karakterleriyle yönetilirler. Bu karakterler üzerine tamamıyla uymayan bütün kurumlar ödünç bir elbise altında geçici bir kıyafet değiştirmektir.
Günün birinde aklın ışıklarıyla aydınlanan bu nihilist, küçük kilisesinin mihrabını süsleyen ilah ve azizlerin resimlerini kırdı ve mumları söndürdü, biraz sonra da o resimlerin yerine bazı tanrı tanımaz filozofların resimlerini koydu, mumları tekrar yaktı.
Dini inançların konusu değişmişti, fakat dini duyguların da değiştiği söylenebilir mi?
Yüz küçük cinayet, yüz küçük kaza, onların hayal gücü üzerinde hiç bir etki yapmaz. Halbuki tek bir büyük cinayet, tek bir korkunç felaket onları pek fazla etkiler, heyecanlandırır.
Demokrasilerin bugünkü gücü, vapur ve tren gibi mekanik araçların keşfedildiği dönemde bulunsaydı, bu keşiflerin ortaya konması gerçekleşmezdi , veya sürekli tekrarlanan devrimler pahasına mal olurdu.
Uygarlığın ilerlemesi namına iyi ki, kitlelerin üstün lüğü, bilimin ve sanayinin büyük keşiflerin olup bittiği bir zamana rastlamıştır.
Zayıf bir hükumete karşı ayaklanmaya her zaman hazır olan kitle, güçlü bir hükumet karşısında esir gibi eğilir. Eğer hükumetin etki gücü değişiklikler gösterirse kitle daima en taşkın hislerine bağlı olduğundan, birbiri ardınca esirlikten anarşiye ve anarşiden esirliğe geçer.