"Kendimi bu üzüm salkımını sıkmaya zorlayacağım, ama onda en küçük bir gerçek payı var mıdır, bilmiyorum. Nerdeyim, bilmiyorum. Başımın üstündeki bu gök, üzerinde oturduğum şu bir karış toprak Nişabur'a mı, Belh'e mi, Benares'e mi ait, bilmiyorum. Dayandığım, güvendiğim hiçbir şey yok."
"-onu nasıl unutabilirim ki, hayatıma öylesine bağlanmış.
Hayır, adını söylemem asla. O ince, esîrî, belli belirsiz endamın, iri hayran parlak gözlerin ardında ömrüm azar azar ve acıyla yanadursun, eriyedursun, bu aşağılık dünya ile bir ilişkisi yoktu onun! Hayır, yeryüzü nesnelerine bulaştıramam, kirletemem adını. "