Toplumcu gerçekçi hikâyelerin içi fena halde boşalmıştı. Toplumcu olmak çoktandır gülünçtü. Herkes bireyin dramından söz ediyordu, gerçi ben ortada dram mram göremiyordum. Birey de saçma bir kelime olmuştu zaten, bankacılık terimine dönüşmüştü, bireysel bankacılık deniyordu, yabancılaşıyordum birey’e. Gerçekçi olmak da gülünçtü öte yandan. Gerçek diye bir şey yoktu, kalmamıştı. Gerçekdışına, gerçeküstüne, gerçeğin ötesine berisine inanılıyordu artık.