Fakat Fikret kalbindeki acılardan kimseye şikayet etmemeyi alışkanlık edinmişti. Odasına çekilir, bazen piyano çalar, bazen kitap okur, bazen saatlerce düşünceli bir halde kalırdı.
Doğrusu biz; iyi bilen ve bildiklerini iyi kullanan bir canlıdan ziyade "hikayeler
yazan ve hikayelere inanan" ve ilişkisellik içinde kalmaya kendini adamış varlıklarız.