Harun

İstediğiniz kadar sabah-akşam birlik beraberlik türküleri söyleyin, bu tablodan ulusal bütünlük, ulusal birlik çıkmaz. Bu tablodan, sadece birbirlerini kıyasıya öldüren insanlar çıkar. Olan da budur. Denebilir ki, Doğu dağları kuş uçmaz kervan geçmez, yol yok, iz yok, toprak yok. O zaman, eğer kendimizle tutarlı olmak istiyorsak, Osmanlı'nın Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa'nın, "Gidemediğin yer senin değildir," sözlerini unutmamalıyız.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sayın Başkan, Sayın Yargıçlar Kurulu Üyeleri! Zamanımızda yurdumuzda konuşulamayan, tartışılamayan. dokunulamayan tabular var. Bu tabuların tedirginliğini bütün yurttaşlar gibi sizlerin de duyduğunuza inanıyorum. Bütün tabular antidemokratiktir. Yurdumuzda bu tabulardan biri de Kürt sorunudur. Bütün tabular bilimsel gerçeklere aykırı olduğu gibi, Kürt sorunu tabusu da bilimsel gerçeklere aykırıdır. Bilimsel gerçek ne demektir? Bizim isteklerimize, niyetle rimize ve istençlerimize bağlı olmadan, biz var olsak da olma sak da var olan, bizim dışımızdaki ve kendi yasalarıyla işleyen bürün doğal, ruhsal ve toplumsal olgular ve bütün varlıklar ve kavramlar bilimsel gerçeklerdir. Düşünelim: Biz istesek de istemesek de, bizim dışımızda bir Kürt olgusu, bir Kürt sorunu, Kürt halkı var mıdır, yok mudur? Elbette vardır. Bilimsel gerçekler, yasal ve yasal olma yan yasaklarla yok edilemez ve yok sayılamaz. Kara basıp da ayak sesleri "kart-kurt" ediyor diye Türklere Kürt denilmesi gibi gülünç uydurmalar bilimsel olamaz ama, Türkiye'yi uygar dünyaya gülünç eder.
"Dağların yüksek kısımlarında, tepelerde, yaz kış erimeyen karla vardı. Güneş açınca üzerinde buzlaşan camsı parlak bir tabaka örtülürdü karın yüzü. Üstü sert, altı yumuşak olurdu. Bu ka üstünde yürününce, ayağın bastığı yer içeriye çöker "kart-kun diye ses çıkarırdı. Doğulu Türkmenlere Kürt denilmesinin nedeni buydu. Bölücülerin Kürt dedikleri, yüksek yaylalarda ve karlik bölgelerde yaşayan Türklerin karda yürürken ayaklarından çıkan sesin adıydı aslında." Sayın Başkan ve Sayın Yargıçlar Kurulu Üyeleri! Işte ben, yüksek dağlardaki karlara bastıkça ayaklarından "kart-kurt" diye sesler çıkaran Türkmenlere Kürt demiş ol duğum ve onların ulusal kültür haklarını savunmuş olduğum için, hiçbizaman kabul etmediğim sanık sıfatıyla karşınızda bulunuyorum. Hiçbir alçakgönüllülük gösterişine düşmeme gerek yok ki, ben salt Türkiye'nin değil, dünyanın tanınmış çağdaş gülme ce yazarlarından biriyken, Türkiye Cumhuriyeti'nin en ciddi kurumu olması gereken Genelkurmay Başkanlığı'nın yayınları arasında çıkan ve bir kurmay yüzbaşının sözleri olan bu "kart kurt" ses benzetmesinden esinlenerek, Kürtlerin Türk olabileceği gibi bir büyük gülmeceyi ortaya koymaktan aciz kalacağımı itiraf ederim.
Nasıl Türkiye'de, "Kürt diye bir halk yoktur, Kürt'ün aslı Türk'tür." gibi bir tarih tezi çıkarılmışsa, Bulgaristan'da da tıpkı böyle uydurma bir tarih teziyle, "Bulgaristan'da Türk yoktur; bunların aslı Bulgar'dır; bunlar Müslüman olmuş Bulgarlardır," diyerek Bulgaristan'daki Türk soyluları zorla, baskıyla Bulgarlaştırmaktadır.