Birbirlerini aynı kutuya kapatılmış iki iri yamyam fare gibi dişleyip parçalarken nasıl bu ilişkinin asla bitmeyeceğine güvenebilmişti,nasıl olmuştu da bunu tanrısal bir emir,değişmez bir kader gibi kabul etmişti.
O iki gün boyunca Selim,”Ravel’in Bolero’su gibi,” diye düşünmüştü, gittikçe daha şiddetlenerek yükselen aynı melodinin çalması gibi gittikçe daha şiddetlenerek yükselen aynı acı.