"Ama o benim babam," diyormuş üniversite yurdundaki arkadaşına. "Bir yabancı değil, babam, hücrelerimin yarısı, kanımın yarısı, saçımın rengi, çene yapım ondan geliyor. Babam." Bu kelimenin tadını seviyordu.
Bazıları, geleceğe olan inançlarını kaybetmedikleri için sabrederler. Bazıları, işi bitirmeye cesaret edemediklerinden. Korkaklık hiç kuşkusuz hor görülesi bir şey, ama gene de yaşamın düzenine dahil. Tıpkı boyun eğmek gibi, o da hayatta kalmanın bir aracı.
O günlerde, içinde çarpılıp durduğum o keşmekeşte bu yeni hayata hemen isyan etmedim. Şeytanlarımdan, saplantılarımdan, taşkınlıklarımdan ve başkalarının acıyan bakışlarından kaçmaktaydım.