Türk Dünyası yalnızca ortak bir kültürel bellek değil; bugün küresel enerji, lojistik ve ticaret haritalarını yeniden şekillendiren devasa bir jeopolitik güç merkezidir.
Bir zamanlar savaş meydanlarında düşmanı yanıltmak için kaldırılan toz bulutları, bugün gerçeği gizlemek için karşımıza çıkıyor.
Peki ya biz?
Gözümüze kaçan o tozların ardında neyi göremiyoruz?
Nisan yağmurları gökyüzünden birer rahmet olarak yeryüzüne düşerken asıl sarsıcı gerçek, gözyaşlarının yağmur damlalarından daha hızlı toprağa düştüğü bir coğrafyada yaşanan hadiselerdir. Dünya mı beşten büyük, yoksa o beşli çarkın gölgesi mi insan vicdanından büyük? Bana kalırsa sınırların, silahların ve beşli çarkların ötesinde, bu dünyadaki en büyük güç acı ve zulümleri hisseden insan vicdanıdır. Nisan yağmurları insanlığa bir rahmet sağlayacaksa bu ancak vicdan sesinin füze seslerinden daha gür çıkmasıyla mümkün olacaktır.
Teknolojinin her şeyi görünür kıldığı bir çağda, Savaş bölgelerinin canlı yayınlarla evlerimize girdiği modern dünyada; kameraların kör noktasında kalan zulmün sessiz bir çığlığı var; yankısı olmayan, görülmeyen ama orada olan..