...Oldum olası İngilizlere hem hayranlik duyar hem hem de onlardan cekinirdi. İngiliz'den ve fareden korkulur diye geçirdi içinden . Uykudayken burnunu , kulağını fare yemiş çok insan görmüştü .Fare, insanın ruhu bile duymadan yapardı bu işi . Yiyeceği organı üfleyerek uyuştururdu, bu yüzden kurbanın ruhu bile duymazdı bir tarafları kemirilirken .İngiliz de böyleydi işte ...
Kendisine yabancı olan bu Özgür ruh halini yaşadığı tek zaman dilimi 24 yaşındayken amcası Sultan Aziz ile çıktığı Avrupa seyahatinde , Paris'te , Londra'da, Viyana'da geçirdiği haftalar olmuştu .Oraların havasından mıdır , suyundan mıdır , insanları etkisi altına alan özgürlük ruhundan mı nedir , kendisini tüy gibi hafif , serbest ve hür hissetmisti . Avrupa'ya ayak bastıktan sonraki ilk izlenimini apaçık hatırlıyordu : " Kimse kimseye karışmıyor ." Bu Osmanlı için hayal bile edilemeyecek bir durumdu .