1921 tarihli Teşkilât-ı Esâsiye Kanunu, Osmanlı Türk Anayasacılığında en keskin dönüm noktasıdır. Bu anayasa kısalığını kat kat aşan bir önce’ye, sonra’ya ve büyük öneme sahiptir.
Bilindiği gibi Mustafa Kemal’in gerek bu dönemde (Meşrutiyet dönemi) gerekse Kurtuluş Savaşı sonrasında en çok önem verdiği ilkelerden biri, sivil ve askeri güçlerin kesin ayrılığı ve ordunun politikadan çekilmesi olmuştur.
Hiçbir toplum ve devlet, tarihinden birdenbire kopamayacağı için Tanzimat “ikiciliği” doğaldı. Amaç, bütün Osmanlıların çokuluslu kardeşliğiydi. Bu ise devlet ve tebaa anlayaşının dinsellikten dünyasallığa (sekülarizm) çevrilmeye başlaması demekti.