İngiltere , Fransa ve Rusya Osmanlı Devleti’nin çeşitli Hıristiyan mezheplerine bağlı uyruklarını korumak gerekçesiyle; özellikle 1856 Fermanı’nın ve buna yollama yapan Paris Antlaşması’nın sağladığı olanaklardan yararlanarak ülkenin içişlerine sürekli karıştılar.
Haklar ancak bireyler içindir. Bu temel farklar yüzündendir ki, İngiltere’de Magna Carta demokratik bir gelişmenin kapısını açarken, Osmanlı İmparatorluğu’nda Sened-i İttifak’ın böyle bir işlevi olmamıştır.
Bunlar (tarikatlar) kişinin bir “rehber”e (pîr, şeyh, vb.) teslim olması, “ben” olmaktan çıkıp “biz”leşmesi, tevekkül ve kayıtsız şartsız baş eğmeyi öğrenmesi gibi esaslara dayalıydı. Böylece kentte olsun, köyde olsun, tasavvuf ve tarikat odakları, otoriteye baş eğme felsefesini tabana indiriyor, kaderci ve hiçbir şeyi sorgulamayan bir kitle yaratmaya aracılık ediyordu.