Seyhan Demir

Seyhan Demir
@Humademir
Evli.
İşgal Edilen Toprak Değil, Bir Milletin Ruhu
Puan vermedi·311 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 20:46
Kurtuluş savaşı yılları… İstanbul işgal altında. İngilizler, Fransızlar kendi kokuşmuş kültürleri ile birlikte kurulmuşlar güzelim memlekete. Zaferden o kadar eminler ki… İstanbul, Musul, Mısır onların. Yunanlar desen zaten itilaf kuvvetlerinin emrine amade. Aç, vahşi hayvanlarla dolu memlekette bir diğer destekçi de elbette İngilizsever Türkler(!). Ya da biz bu güruha direkt itilafsever diyelim. Bu milletlerin kendi kokuşmuş kültürleri dediğim yalnızca yaşam tarzları da değil. Cinsel tercihlerden tutun da yeme-içme kültürüne kadar. Öyle ki İngilizce tek kelime bile duymaya tahammülü olmayan Nejdet bile bir ara aralarına karışır gibi oluyor. Anadolu’dan zafer haberleri geldikçe içi içini yiyor o şanslı askerlerden biri olamadığı için kahroluyor ama onu engelleyen bir şey de var: Aşk. Ya da o öyle olduğunu zannediyor. Leyla, aşık olduğu kadın… Nejdet’i toplumda tutunmak için paravan olarak kullanan; yakışıklı, beyaz tenli Captain Read ile gecesini gündüzüne katan Leyla. Ah Leyla… Keşke İstanbul’un o dönemlerinde doğup da itilaf askerlerinin elinde oyuncağa dönen bir kadın olacağına… Anadolu’da ülkesi için canını veren, çocuğunu feda eden, o ne yaparsak yapalım hakkını ödeyemeyeceğimiz annelerden biri olabilseydin… Keşke kurtuluş Savaşı nihayete erdiğinde kendini yabancı hissedecek kadar tarihinden, milliyetinden uzak bırakılanlardan olmasaydın… Tarihî de olsa bu bir roman ama insan düşünmeden edemiyor: Böyle kaç kadın, kaç erkek Anadolu’da, Sakarya’da, İzmir’de verilen mücadeleden bihaber bu dünyadan göçüp gitti? Ya da daha kaç Türk bu yüce tarihi, şanlı bayrağın göndere çekilebilmesi için akıtılan kanların tarihini bilmeden ölüp gidecek? Ve O… Mustafa Kemal… Nejdet’in heyecandan adını bile söylemeye cesaret edemediği başkumandan. Ne demiş ? “Çalışmadan, yorulmadan,
Sodom ve GomoreYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20246,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Tüm emekçilere saygılarımla
8/10
·292 syf.··
2025 55. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2025 13:22
İlk defa inceleme yazarken nereden başlayacağımı bilmiyorum. Kitabı çok beğendiğimden değil, konu başlıklarının çokluğundan. Aslında genel olarak grev temalı bu rahatsız edici romanda karakterlerin tek tek analiz edilmesinin daha doğru olacağını düşünüyorum. Önce genel bir kitap içeriği açıklaması yapacak olursak; Kaliforniya’daki elma toplayıcısı tarım işçilerinin grevini konu alır. Başkarakter Jim Nolan, Komünist Parti’ye yeni katılmış genç bir adamdır ve deneyimli bir örgütçü olan Mac ile birlikte, işçileri grev için örgütlemeye başlar. Ancak bu sadece ekonomik bir mücadele değil; insan doğası, iktidar arzusu, birey-toplum ilişkisi ve ideallerin bedeli üzerine derin bir sorgulamaya dönüşür. Jim Nolan; fakir bir ailede büyümüş, babası defalarca kavgalara karışmıştır, bu kavgalar polislerle yapılmıştır. Öyle bir dönem düşünün ki parası olmayan kişiler serserilikten hapse atılır ve ölesiye dövülür. Jim’in babası da bu kavgalardan her seferinde dayak yemiş ve harap bir şekilde eve döner. En sonunda öldürülür. Yine Jim’in annesi de Jim serserilikten içerde yatarken evinde ölü bulunur ve bunu öğrenen Jim hayatında artık hedef koyabildiği, bir işe yarayabildiği bir davaya katılmaya karar verir. Devrim! Tek kelime ama ne kadar dehşet verici değil mi? (Bu dehşeti ister iyi yönde ister kötü yönde ele alın.) Mac; Jim’in yoldaşı, Komünist Partisi’nde abilik görevini üstlenmiş ama benim bir türlü sevemediğim karakter. Kitabın sonuna kadar ‘kan görmek istiyorum, insanlara kan gerek, kavga gerek’ diye dolaşan ağır abi. Mac’e göre devrimin gerçekleşmesi için birilerinin canının yanması, malını, çocuğunu kaybetmesi gerekiyor. (Mac’in bu tavırları dava uğruna mıydı, yoksa yazar bize burda insanoğlunun acıdan zevk alan karanlık tarafını mı göstermek istedi?)Jim’i de bu yönde
Bitmeyen KavgaJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 20217,6bin okunma
Buram buram memleketim kokan sürükleyici bir roman
9/10
·190 syf.··
2025 54. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2025 16:27
Dağlılar… Cumhuriyet döneminde Güneydoğu’nun ücra sayılan topraklarında yaşanan acıların, töre adı altında alınan canların, kadının hiçe sayıldığı( bazı kadınların ise bunu hemcinsine yaptığı) o karanlık çağın kurgusal (ki bence gerçeklerden fazlasıyla esinlenmiş yazar) romanı. Kitapta birçok karakter var, kurgusal olan bu kitabın karakterleri o topraklarda doğup büyümüş ben için çok da yabancı gelmedi. Tahmin edebileceğiniz üzere o karakterlerin çoğu saf kötü! Ya da kendilerinin de savundukları gibi, belki de sadece törenin koyduğu kurallara uyma gayesi ile hareket ediyorlar. Çok klişe gelecek belki ama birçoğunuzun uzaktan baktığı o töre cinayetleri, ailelerin birbirini katli atalarımızdan bize emanet o topraklarda yıllar boyu can almıştır, aileler birbirini katletmiştir, hatta öyle ki günümüzde bile bu sığ kafalılığın dışına bazı kör zihniyetleri çıkarmak mümkün değildir. Yazar her karakteri ilmek ilmek işlemiş, olay örgüsünü okuru cezbedecek, devamını okumaya itecek heyecanda tutmayı ustalıkla başarmış. Benim kitabı okurken en büyük avantajım yazarın kendisi ile birebir iletişim kurabiliyor olmamdı. Hatta sonuna doğru küçük bir sitemde de bulundum kendisine. Neyse ki en sevdiğim karakter ölümden döndü de kitabı içim ferahlayarak bitirebildim. Ülkemin o güzel topraklarında neler yaşanmış, neler yaşanıyor, merak ediyorsanız bu kitap tam size göre. Keyifli okumalar…
DağlılarAdem Yorulmaz · İlahiyat Kitap · 20252 okunma
Kalbi Kırık Bir Öğretmenin Güncesi
9/10
·544 syf.··
2025 53. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2025 20:38
Çalıkuşu yalnızca bir aşk hikayesi değil aynı zamanda bir kadının hayata karşı gururlu duruşunu anlatan muhteşem bir Reşat Nuri Güntekin klasiği. Kitabımızın baş kahramanı hepimizin de aşina olduğu gibi Feride, nam-ı diğer Çalıkuşu, Gülbeşeker ve daha birçok takma isim… Evet, gittiği her yerde birden çok isimle anılmış aşk kuşum Feride. Küçük bir çocukken öksüz ve yetim kalmış bu yaralı çocuğa küçükken yaramazlığı, haylazlığı yüzünden ‘Çalıkuşu’ ismi verilmiş. Bu ismi severek kullanan güzeller güzeli Feride, (annesinin ölümünden sonra yanında kaldığı) teyzesinin oğluna vermiş gönlünü. Fakat ah bu erkekler! Feride’min de dediği gibi; “insanlar, sahi insafsız mahlûklar.” Aşkının karşılıklı olduğunu düşünen Çalıkuşu teyze oğlu Kâmran ile nişanlandı, daha sevincini yaşayamadan aldatıldığını öğrendi. Bunun üzerine Feride kendini Anadolu’nun soğuk ama samimi kollarına çiçeği burnunda bir muallim olarak attı. Ama hayat, bir kere acıtmaya başladı mı bir daha bırakmak bilmiyor yüreği temiz, aşkla dolu genç gönülleri! (Hayat mı toplum mu orası da tartışılır da, neyse) Her şeye rağmen gururunu, namusunu(!) korumayı hayatının tek ideali haline getiren genç öğretmenimizin hayatına vicdandan nasibini almamış insanlar pis ellerini daldırmış olsa da temiz yürekli, iyi insanlar da çıkmıştır karşısına. Devamını anlatmaya kalbimin mecali yok benim, zaten ruhen iyi olmadığım bir dönemde beni toparlasın diye başladığım bu kitap beni daha derin hicranlara sürükledi. Kitabın dili bile beni o denli etkiledi ki hem bu incelemede çenem düştü hem de günlük konuşma dilini kaybettim sanırım. Neyse, çok beğenmiş olsam da beni yordu bu hazin roman, ben daha fazla yormayayım siz kıymetli okurları. Gönlünüzü umutla dolduracak kitaplarla tanışmanız dileğiyle… Dip
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,2bin okunma
Aşk mı statü mü ?
Puan vermedi·80 syf.··
2025 48. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2025 17:04
1830’lu yılların kır yaşamını ve atmosferini bulabileceğiniz bir novella “Bir Kır Balosu”. Kont de Fontaine kızı Emilie’nin soylu bir genç ile evlenebilmesi için bir kır balosu düzenler. Birçok aday vardır fakat statü ile (tabiri caizse) kafayı bozmuş olan Emilie hiçbir adayı beğenmez. O bir Pair’in (yüksek meclis üyelerine verilen unvan)oğlu ile evlenmek ister. Aradığı adayı bulmuştur hem de ona delicesine âşık bile olmuştur fakat sonradan öğrenir ki âşık olduğu adam ticaret ile uğraşan sıradan biridir. Balzac burada ustaca, soyluluk unvanlarından, servet arayışından ve toplumsal beklentilerden beslenen içsel bir çatışmayı derinlemesine ele almıştır. Bir tarafta aşkın vazgeçilmez çekiciliği diğer tarafta statü, sosyal sınıf kaygısı. İkisi arasında bocalayan genç bir kadın ve sonunda yine mutsuzluğa, pişmanlığa mahkum bir hayat. Kısa ve etkileyici bir hikaye, şans verilebilir. :)
Bir Kır BalosuHonore de Balzac · Can Yayınları · 2022409 okunma