Onun yanı başında yaşlandığımı, gece gündüz durmadan konuştuğumuzu, mantarlı çorbalarımızı tek bir siniden İçtiğimizi düşledim. Ben yakacak odun toplarken, o yemek yapardı. Ağaçlardan yemiş toplardım, o da onları temizler, kabuklarını soyardı. O içeride, ben verandada kâh konuşup kâh gülerek çalışır dururduk. Hatta birlikte dereye giderdik; o soyunur, nefesinin değdiği sırtımıenfes kokulu ciceklerle sarıp sarmalardı. Ah, tüm bunlar için ömrümü verirdim!