Her birimiz iki kişiyiz; iki insan karşılaşıp, yakınlaşıp birbirine bağlandığında dördünün yıldızının barıştığı enderdir. Hareket edenin içindeki hayalci adam, zaten hareketliyle sık sık bozuşurken, Öteki’nde var olan hareketliyle ve hayalciyle nasıl dalaşmasın?
Dakikalar boyunca güneşin bu huzurlu büroya girmesinin yarattığı, hissedilmez etkiyi izledim... Ancak bir hapishanede olur istilanın böylesi! Güneşin oynaşmasını bir tek mahpuslar seyreder böyle, karıncaların kaynaşmasını seyredercesine.
Gurur bile teselli olmuyor. Kendimi ben yaratmadığıma göre, gururlanacak neyim var? Benliğimde övüneceğim bir şeyler olsaydı bile, övünülmeyecek olanlar onları katbekat aşardı.
İçimde öyle bir sıkıntı var ki yaşlar gözümün ucunda – ağlarken dökülen değil, tutulan yaşlar bunlar; bir ruh hastalığının yaşları, hissedilebilir bir ıstırabın değil.