Henüz tanışmayan herkes elinde okuduğu kitabı bir kenara koymalı, uğraştığı işine bir ara vermeli ve bu kitabı okumaya başlamalı. Çünkü kimse hayatının kalan bölümünde en azından beş yılda bir okuma ihtiyacı hissedeceği bu muhteşem başyapıtla tanışmakta daha fazla gecikmemeli. “Sokrates” de olsa bir filozof ismine bakıp felsefe okuma kaygısı yaşayanlar, “savunma”kelimesinden hukuki bir metin ya da formalite bir mahkeme evrakı olduğunu sananlar hiç merak etmeyin bu kitap tam size göre. Kitap tavsiyesi isteyenler, okuma listesi oluşturanlar diğer tüm kitapları erteleyebilirsiniz. Evet, bu kitap hem felsefe hem de hukuk alanında hala incelenen temel bir eser ancak karmaşık cümle ve kelimelerden oluşan felsefi ya da hukuki bir metin değildir. Bu kitap yaşamın kendisini anlatır. Dili halkın dilidir. Her yaşa her eğitim seviyesine ve her zamana seslenir.
Sokrates'in SavunmasıPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202564,7bin okunma
Thomas More’un giyotinle son bulan hazin hayat hikayesini okudum. Bana ütopia kitabından daha fazla şey anlattı. Haksızlığa uğrayan insanların ne ilki ne de sonuncusu. Tarihin hangi döneminde ortaya çıkarsa çıksın siyasallaşan bir dinin kokuşmuşluğu sanki şu anmış gibi nasıl da mide bulandırıyor. Yalnızca bir tek insana bile yapılmış olsa dahi adaletsizlikle insanlığın birikimi bütün beylik ilkeler değerini çabucak yitiriveriyor. Dini hayalleri olan devlet adamlarının her devirde öncelikli hedefi kendine biat etmeyen aydın zihinler. More hiç kimseye hiçbir şey söylemez ya da yazmaz ancak kralın kendi lehine açıklama yapması konusundaki ısrarına direnir. Sessiz kalır, sessizliği bile devleti korkutur. Kral, siyasal nedenlerle ölen kardeşinin eşiyle evlendirilmiştir. Ama başka bir kadını sevmektedir. Boşanmak ister fakat katolik inancından dolayı kilise buna izin vermez. O da kiliseye el koyar ve kendini baş ilan eder. More’un kendini onaylayıcı bir açıklama yapmasını ister. İnancı bütün bir aydın olan Thomas More bunu düşünce ve vicdan özgürlüğüne aykırı görür ve reddeder. Kralı İngiliz kilisesinin başı yapan yasaya yemin etmeyi iki tarafı keskin kılıca benzetir:” İnsan buna evet derse ruhunu, hayır derse bedenini yitirecektir.” Bedenini yitirene kadar direnir ve fikirlerinden ödün vermez. Daha sonra kral Angelikan klisesini kurar ve aşkıyla evlenir. Sonra onu da idam ettirir gerçi ama tarihin karanlık sayfalarında yok olur giderler. Thomas More ise Ütopiası ve örnek yaşamı ile insanlığın aydınlık sayfalarındaki yerini korur. Geleneksel sosyal kurumlarla ilgili kafasında soru işaretleri olan kişilerin mutlaka incelemesi gereken bir kitap.
UtopiaThomas More · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202024,6bin okunma
Kendini araştıranların mutlaka uğraması gereken bir durak Huzursuzluğun Kitabı. Kendiyle savaşanlar için bir kalkan, kendini tanıma yolculuğuna çıkanlar için tükenmek bilmeyen bir yakıt.
Pessao kitabında ilk kelimesinden son kelimesine kadar bizim anlayacağımız dilde söylersek kendi ruhunu tanımaya onun dilinde ifade edersek olmayan kendine görmeyen gözlerle bakmaya çalışmış. Eğer gülen bilge Demokritos ağlayan bilge Herekleitos ilginizi çekmiş ve en azından aynı derlerden muzdarip Kierkegaard, Schopenhauer, Nietzsche ve Sartre gibi filozofları incelemişseniz Huzursuzluğun Kitabı’na da kayıtsız kalmamalısınız. Korku ve tireme, ya/ya da, İstenç ve Tasarım olarak Dünya, Varlık ve zaman, Varlık ve Hiçlik gibi akademik boyuttaki mükemmel çalışmaların insandaki görüntüsü bu kitap. Ya da insanın kendisini akademik bir çalışma haline getirmesinin en başarılı şekli. Nereden bakılırsa bakılsın zincirin olmazsa olmaz bir halkası
Apaçık şairane bir anlatım, müthiş benzetmeler, akıcı bir üslup, büyüleyici bir dil. Her cümlesinde özgün, çarpıcı bir bakış açısı. En zor ifade edilebilecek konuları bile elle tutulu hale getirip basit ve anlaşır kılma yeteneği. Ecce Homo ve Sisifos Söyleni tadında Böyle Buyurdu Zerdüşt’ten çok daha rahat okunabilir bir eser.