Büyük sahabi Abdullah İbn Mes'ud (ra) şöyle demiştir. "Üzerine güneşin battığı, ömrümün eksildiği, ancak amelimin artmadığı bir güne duyduğum pişmanlık kadar başka bir şeye pişmanlık duymadım."
Varidat (kalbe gelen düşünceler) buluttan bile daha hızlı geçip gider. Geriye yaşanan zaman ve içindekiler kalır. Giden düşüncelerden geriye sadece izi ve bıraktığı etkileri kalır. Sen sen ol, kendini gelen vakitte karşılaşacağın şeylere hazırla. Çünkü içinde bulunduğun vakitte değerlendirip istifade ettiklerin hiç şüphesiz bir gün sana yaracaktır.
Geçen vakti kaybettiğine üzülmekle meşgul olmak ayrı bir vakit öldürmedir. Bundan dolayıdır ki; 'vakit kılıç gibidir, sen onu kesmezsen o seni keser.' denmiştir.
Her ümmetin bir emini vardır. Bizim ummetimizin emini de Ebû Ubeyde b. Cerrah'tır.
"Her sahabi efendimiz, bir emniyet ve teslimiyet insanıdır ama Ebû Ubeyde b. Cerrah bu alanda bir başkadır."
Sa'd b. Ebi Vakkas, ilklerden, öncülerdendir.
O, İslam uğruna attığı ilk ok ile ilk kanı akıtan ve kendisine isabet eden düşman oku ile de ilk kanı akıtılandır.
O, cennet ile müjdelenen, defeatle Efendim (sav)'in taltif ve ikramına mazhar olandır.
O, Efendimiz (sav)' in "Allah'ım Sa'd sana dua ettiği zaman, sen onun duasını kabul buyur." diye dua ettiği bir bahtiyardır.
O, Uhud günü Efendimiz'in (sav) "At Sa'd! Anam babam sana feda olsun." diyerek taltif ettiği aslan parçasıdır.
O, imanın çile yolunda gösterdiği hamiyet ve sabır dolayısıyla Rahman'ın sofrasından indirilen dört ayrı ayetin sebeb-i nüzulune vesile olandır.
O, Hz. Ömer'in (ra) seçtiği şura heyetindeki altı sahabiden biridir.
Hepsinden öte o, Medine sokaklarında dolaştığında Efendimiz (sav) kendisine hayranlıkla bakarak "Kimin böyle bir dayısı var, göstersin bakalım!" diye gururlandırdığı hamaset kahramanıdır.