Yaşam durağan değil canlıdır;halden hale geçmektedir,geceden gündüze,kıştan bahara,sonsuz değişikliklerle dipdiridir o.Haliyle insanın hayat tecrübesi de böyle olacaktır.Ferahladım,dediği anda,yeni bir dertle;cevaba yaklaştığında,başka bir soruyla karşılaşacaktır.
Gelecek,daha gelmemişken insanı üzüp yorar ve sarsar.Sabır kuvvetini insandan koparan geçmiş ve gelecek,onu güçsüz,zavallı ve ümitsiz kılar.Gelecekte belki de hiç başına gelmeyecek musibetlere,yalnızca olasılık dahilinde oldukları için,mutlaka gerçekleşmek zorunlarmış gibi,şimdiden güç yetiştirmeye çalışarak sabrını tüketir.Muhtemel bir zararı muhakkakmış gibi görerek kendine eziyet eder.
Arapçadan dilimize geçen imza ve mazi kelimeleri,aynı köktendir.İmza,iş bitince,yani mazi olunca atılır.Mazi,yani geçmiş,altına imza attığımız bir şeydir ve geri döndürülemez.İnsan geçip gitmiş günlerdeki olumsuzlukları akılda,hatırda,hafızada sıcak tutarak,var olan sabrı geçmişe yöneltir ve bugüne lazım olan sabır gücünden olur.