Brisingamen

Brisingamen
@Hurissa
Deli olmasa akıllı aslında.
Kendime Düşünceler.
A., hayatı yalnız 'kendi bildiği gibi' yaşarken 'ölüm' mefhumu ile karşılaştığında, seçtiği bu dik başlı duruştan olsa gerek epey ürperdi. Tarih, kurban isteyen ilahlarla ve kurban vermeyi seven topluluklarla doluydu zira. Ölmek için sebepler bulurlardı ve sıralarını beklerlerdi ötekiler. Müphemdi bu yol tabii, yine de kendini hazır cevapları seçmiş o büyük gruplardan ya da başka 'kendi bildiği gibi' yaşamlardan ayırmıştı. Yol, sisler içinde kime daha berrak bir görüş sunuyordu, emin olamamıştı. Dünya yaşamının tek, ölümün anlık olması gerçeği onu savunmasız bıraktı. Oysa insan'ın ölüm karşısında zaten çaresiz olduğunu hatırladığında yaşayan insan sayısı kadar çaresizliğin varlığını kabule razı geldi. Bir an sonra Tanrı seçeneğinin imkanlarını zihninde denedi. O'nun kendisini koruyacağı inancının verdiği rahatlama işte bu anda sona eriyordu. O; ölümden korumuyordu görünen, ölüm biçiminden de. Ölüm biçiminin de dünyada istenir seçenekleri vardı. İnsan acıyı hissettiği sürece bu bir değer olarak kalacaktı. Tanrı'nın yarattıklarını ne/lerden koruyacağı ya da onları korumak konusunda bir zorunluluğunun olup olmayışı karmaşık meselelerdi henüz kendisi için. Zira ölüm insan için kaçınılmazken, insan tarafından dramatik bulunur. (Tanrı'nın bunu dramatik bulması tuhaf olurdu zaten, göklerde düzen başka işlerdi, ona öyle denmişti) A., "Şimdi mi dedi, burada mı, böyle mi ölecektim? Üstelik O'na rağmen. Yoksa varacağım hiçlik tarlasında bir başıma ne yapacağım? Ya da döngü benim için ne tasarlıyor, neye dönüşmek üzere ayrılacağım buradan?"