Osman da: "Ulan o kadar iyi biliyorsan gel sen de oyna üç kol yapalım!" demiş, Hüsamettin istememiş, oynarsın oynamazsın derken Osman, Bursa işi söğüt yaprağnıı çektiği gibi saplayıvermiş.
Hemen o akşam bir çoklarından dinlediğine göre, Osman'ın bu vukuatı da İncir çekirdeğini doldurmaz bir meseleden çıkmış kendisi gibi kopuk bir arkadaşıyla beş kadeh attıktan sonra kahveye gidip altmış altı oynarlarken berber Hüsamettin yanlarına gelmiş, oyuncuların kağıtlarına bakarak "Koz çek, yirmiyi söyle" diye karışmaya başlamış.
Çünkü onun nasıl bir an bile yalnız kalmaya dayanamayıp hemen Birilerinin yanına sokulduğunu söylenecek meraklı mühim bir şey bulup etrafın alakasını kendi üzerine çekmek için o minimini bal rengi gözlerini kırpıştırarak nasıl kafasını. patlatırcasına gayretler sarf ettiğini görmüştüm. Merakla dinleneceğine hükmettikten sonra babasını ipe gönderecek sırları bile ortaya atmaktan kendini alamazdı.
Dünya kuruldu kurulalı bütün koyunlar çobanla, köpekle yaşamadılar ya! Onlar da bir zamanlar kasaptan, celepten [hayvan tüccarından], çobandan, köpekten habersiz, yiyeceklerini kendileri arayıp bulurlar, düşmanlarını kendi sert boynuzları ile yıldırıp kaçırırlardı.