"Arif Bey, listenizdeki bütün koşulları aklınızla gözden geçirdikten sonra seçimi gönlünüz yapar. Savaşçının seçimi bir gönül işidir. Don juan buna, 'savaşçının yolu, gönül yoludur,' der."
"evet, öğretmen olma konusunda da aynı şey geçerli. Bütün her şeyi gözden geçirdikten sonra, bu çok önemli, yeniden tekrar ediyorum, gözden geçirilecek her şeyi gözden geçirdikten, bilgi sahibi olduktan sonra özgürce seçiyorsunuz."
Bir örnek vermek istiyorum. Varsayalım ki, kız küçükken temel varoluş gereksinmelerinden sevgiyi ve değeri babasından bulamamış. Bu gereksinme karşılanmadığı için böyle bitmemiş bir işle büyüyen genç kız, evlenme çağı gelince babasını andıran, karakteri babasına benzeyen birini cazip buluyor. Tabii çoğu kere kişi bunun nedeninin farkında olmaz; onun farkında olduğu sadece erkeği 'önemli', 'çekici', 'etkileyici' bulduğudur.
"Bu kişiye "âşık olup evlendikten sonra, babasında bulamadığı sevgi ve değer verme gereksinmelerini kocasında gidermeye çalışır. Tabii, kocası böyle bitmemiş işi olan küçük bir kızla evlendiğinin farkında değildir. O karısına yetişkin bir kadına davranıldığı gibi davranarak cinselliği ön planda tutabilir. Çünkü o kendisinin ve karısının temel varoluş gereksinmelerini evlilik içinde böyle karşılayacağı algılaması içindedir.
"Ama, tabii yanlış yapmış olur. Karısı, babasıyla olan bitmemiş işlerini kocasıyla da bitiremez ve bitmemiş işlerinden dolayı babasına duyduğu ne kadar olumsuz duygu varsa, hepsini kocasına aktarır."
"Kangal köpeği gezdirenler köpeğin istediği yere giderler, onunla birlikte sürekli mücadele halindedirler." Bitmemiş İşler de böyledir. Bizim şimdi ve burayı algılamamıza engel olurlar. Kangal köpeği gibi bizi sürekli belirli bir yöne doğru götürürler.