ISTEMENIN ESRARI...
İnsan, ihtiyacını bilemeden, sadece hal diliyle ve bilinçsizce isteyecek kadar dar bir bilinçle yaratılmadı. Insana bilinç verikdi.Ta ki, insan üstünlüğünü göstersin. Ta ki kavrayışları heyecanlı tefekkürlerine dayansın. Ta ki, ne denli harika bir evrende, ne denli sınırsız bir Sanatkârın eseri olduğunu idrak etsin
Evrendeki bir grup madde parçacıkları yerlerinde titreşir. Bırakılınca boşlukta yok olup gider. Diğer grup parçacıklara modern bilim "haberci" adını takıyor. Haberci zerreler, kainatin köşelerine birbirini çekmeyi, itmeyi, ısıtmayı, soğutmayı, titremeyi ve benzeri pek çok mesajı iletiyor. Benzeri bir haberleşme de manevi evrende yaşanıyor. İnsanın duyguları, düşünceleri ve istekleri de anlam formunda manevi evrende akıp gidiyor.
Güneş ışığının iki türlü yansıdığını biliyorsunuz: Birisi bir heykeltıraşın elinden geçmeden, doğrudan aynalardan ham ve standart Güneş ışığıdır. Diğeri ise çiçeklerde, dağlarda ve vadilerde yansıyarak, milyonlarca farklı renge, görüntüye, şekle, boyuta, mesaja ve anlama dönüşen ışıktır.
En yüksek zikir yüce Allah'a saygı (huşu) hissi içerisinde yapılan zikirdir. Dua bilincimiz derinleştikçe Allah'a saygımızda içselleşip derinleşecektir.
Diğer yandan Allah'tan ne istediğimizin bilincinde olmamız, o isteklerin kabul yollarından bazılarını da açan çok önemi anahtardır. İsteklerimiz telkin formunda beynimize nakşediliyor. Ne istediğimizi bilmiyorsak, beynimize neyin nakşedilmesini bekliyoruz? İsteklerimiz kalbimize sevdiriliyor. Ne istediğimizi hissetmiyorsak bize neyin sevdirilmesini umuyoruz?
Anlam en önemli tefekkür malzemesidir. Allah anlamları da canlandırabiliyor. İhlaslı yüreklerden çıkacak anlamlı dualar birer ruhani canlılığa dönüşebiliyor Allah'ın lütfuyla.
Dua etmeye niyet ettiğimiz zaman şeytan en