Said Kasırga

Said Kasırga
@Hurricanesaid
Okumaktan mana ne, kişi kendin bilmektir.
Öğretmen
Lisans
Balıkesir
Üsküdar, 21 Haziran 1993
74 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
En güçlü istek, yetenek desteğine dayandırılan istektir. Hedeflerinizi fethetmek istiyorsanız, onları yeteneklerinizle kuşatın. O zaman size gelecek üstün bir köşe planlanır ve yürüyeceğiniz yüksek yollar çizilir. Size sadece sabretmek ve ısrar etmek düşer. Zamanı geldiğinde kendinizi hedefinizin başında bulursunuz. Bizi insan olarak farklılaştıracak, gelişip yükselmemizi sağlayacak yetenekleri kendimiz keşfederek isteyeceğiz. Liderliği ve zamanımızı planlamayı biz geliştireceğiz. Öğrenme ve öğretme becerimize biz odaklanacağız. Büyük hedeflerimizin gerektirdiği tüm alt yetenekleri birer dua diline dönüştürmek, sadece bizim çabalarımıza bağlı olacak. Bir hedefimiz varsa, o hedefin hayaline hapsolup hareketsizce kıvranıp durmamalıyız. Böyle yapmanın sonu "İstiyorum; ama, yapamıyorum, uğraşıyorum; ama, olamıyorum." demektir. İstediğimizi almak istiyorsak şimdiden şu soruları cevaplayalım: "Almak için hangi yeteneklere sahip olmalıyız? İnşa edeceğimiz başarı binasını, ne tür yetenek temeline ve duvarlarına dayandırmalıyız?"
Sayfa 168
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
ISTEMENIN ESRARI... İnsan, ihtiyacını bilemeden, sadece hal diliyle ve bilinçsizce isteyecek kadar dar bir bilinçle yaratılmadı. Insana bilinç verikdi.Ta ki, insan üstünlüğünü göstersin. Ta ki kavrayışları heyecanlı tefekkürlerine dayansın. Ta ki, ne denli harika bir evrende, ne denli sınırsız bir Sanatkârın eseri olduğunu idrak etsin Evrendeki bir grup madde parçacıkları yerlerinde titreşir. Bırakılınca boşlukta yok olup gider. Diğer grup parçacıklara modern bilim "haberci" adını takıyor. Haberci zerreler, kainatin köşelerine birbirini çekmeyi, itmeyi, ısıtmayı, soğutmayı, titremeyi ve benzeri pek çok mesajı iletiyor. Benzeri bir haberleşme de manevi evrende yaşanıyor. İnsanın duyguları, düşünceleri ve istekleri de anlam formunda manevi evrende akıp gidiyor. Güneş ışığının iki türlü yansıdığını biliyorsunuz: Birisi bir heykeltıraşın elinden geçmeden, doğrudan aynalardan ham ve standart Güneş ışığıdır. Diğeri ise çiçeklerde, dağlarda ve vadilerde yansıyarak, milyonlarca farklı renge, görüntüye, şekle, boyuta, mesaja ve anlama dönüşen ışıktır. En yüksek zikir yüce Allah'a saygı (huşu) hissi içerisinde yapılan zikirdir. Dua bilincimiz derinleştikçe Allah'a saygımızda içselleşip derinleşecektir. Diğer yandan Allah'tan ne istediğimizin bilincinde olmamız, o isteklerin kabul yollarından bazılarını da açan çok önemi anahtardır. İsteklerimiz telkin formunda beynimize nakşediliyor. Ne istediğimizi bilmiyorsak, beynimize neyin nakşedilmesini bekliyoruz? İsteklerimiz kalbimize sevdiriliyor. Ne istediğimizi hissetmiyorsak bize neyin sevdirilmesini umuyoruz? Anlam en önemli tefekkür malzemesidir. Allah anlamları da canlandırabiliyor. İhlaslı yüreklerden çıkacak anlamlı dualar birer ruhani canlılığa dönüşebiliyor Allah'ın lütfuyla. Dua etmeye niyet ettiğimiz zaman şeytan en
Sayfa 159
Bilinçsiz istemek yeterince etkili değildir ve çelişkilere yol açarak zarar verebilir. Bilinçsiz isteyen, duasına samimiyetle odaklanmamış oluyor. Böylece ya yüce Yaradana ya da istediği şeyi ciddiye almadığı mesajını veriyor. Ellerini açmış "gönül huzuru dileyen" bayan, kalbinden akşam izleyeceği pembe diziyi hayal ediyor. Ailesini refaha kavuşturmayı dileyen adam, zenginleşirse ilk firsatta yaşayacağı zevk ve sefayı zihninden geçiriyor. Böyle bir gönülle dileyen, eğer dileklerini elde ederse onlarla ne yapacağını düşünüyor? Biz iki yüzlü isteyebiliriz; ama hayatımızı yaratan Kudret, açık ve gizli niyetlerimizi iyi biliyor. Duamıza bütün varlığımızla odaklanırsak, onu önemsediğimizi gösteririz. Dilimiz onu konuşurken zihnimiz onu düşünür ve kalbimiz onu hisseder. Eylemlerimizin ardına gizlediğimiz niyetlerimizin karşılıklarını göreceğiz. Asıl yaptıklarımız, kastettiklerimizdir. Kastettiklerimiz, dilimizden söylediklerimize kalbimizden eşlik eder.
Sayfa 157
Başarı yollarını arayarak yıllarımızı tüketiyoruz. Hayatta en gerçek başarı, insanın öğrendiğini eylemine aktarabilmesidir. En değerli isteklerimiz de, öğrendiklerimizi uygulama yönündeki isteklerimizdir. Zira, hayatımız sadece öğrendikçe değil, öğrendiklerimizi uyguladıkça değişir. "Allah'ım, bana iyilik ver. Bana hayır ver." Anladığımız dilde birer güzel duadır. Fakat bu duayı daha da derin ve etkili kılmak için daha somuta indirgeyebiliriz: "Allah'ım, bana dürüstlük ver, bana çalışkanlık ver, bana sorumluluk ver. Eşimle ve evladımla ilişkilerimizi huzur ve güven içinde geliştirmemizi nasip eyle. Haram bir şeyi kazanmaktan, haram lokma yemekten beni koru." Dualarımız böylesine netleştikçe zihnimizin derinlerine tam olarak ne istediğimize dair ayrıntılar yerleşecek ve zihnimiz Allah'ın lütfuyla amaçlarımıza yönelecektir. Dualarımızdaki esas talebimiz bilgiyi öğrenmenin ötesine geçmek ve bildiklerimizle amel etmeye yönelmek olmalıdır. Bir kurstan veya konferanstan ötekine koşuyoruz. Övülen bir kitap duyduğumuzda hemen satın alıyoruz. Değerli bir bilgiyi hayranlıkla dinliyoruz ve kavramaya çalışıyoruz. Peki, öğrenme isteği yolunda gösterdiğimiz çalışmaların hiç olmazsa onda birini, öğrendiğimizi uygulayabilme isteği için gösteriyor muyuz? Dualarımızı bu amaçla biçimlendiriyor muyuz?
Sayfa 148
12- GEREĞİ GİBİ ÇALIŞMAMAK Serçe yavrusu yumurtasından çıkar. Ayakları üzerinde duramayan, tüysüz, aç ve çaresiz bir zavallıdır. Öylesine yardıma, şefkate, korunmaya muhtaçtır ki, anında annesinin kanatlar altında ısıtılırken bulur kendini. Heyecanlı babası birbiri ardına sinek, solucan, ne bulursa yarışırcasına avlayıp getirerek kendisini besler. Serçe süper bir hızla kilo alır, tüylenir, kanatlanır ve anne babası gibi tam bir serçe olur. Fakat o da ne? Artık annesi ondan kanatlarının gölgesini esirgemekte, babası yiyecek getirmeyi ihmal etmekte ve kendisini yuvayı terk etmeye teşvik etmektedir. Yuvada öyle bekledikçe giderek açlıktan tükenecek. Allah'ın rızkı mı kesildi? Neden kendisi güçlendikçe daha da yapayalnız bırakılıyor? Sonunda anlıyor ki bir yetişkin serçe gibi yaşaması gerekmektedir. Uçsun diye kanadı büyümüş, avlansın diye gagası gelişmiştir. Allah hâlâ rızkını gezinip araması gereken yollarda bol bol yaratmaktadır. Fakat o rızka ulaşması için artık ormanlarda, bahçelerde uçması ve şakımalarıyla yüce Allah'ın yeryüzünü neşelendirmesi gerekmektedir.
Sayfa 140