Peygamberimizin "Allah'tan, size karşılık vereceğinden olarak isteyin." buyurduğu rivayet edilmiştir. Emin olacağımız şey Allah'ın rahmeti, şefkati, adaleti ve bildirdiği gibi, dualarımıza mutlaka karşılık vereceği gerçeğidir. Fakat dikkat buyurunuz: Allah'ın mutlaka lütufla karşılık vereceği dua, "karşılık vermenin ancak Allah'ın takdirine bağlı bulunduğunu idrak eden kalpten çıkan duadır. Yoksa Allah-haşa-iradesiz robot gibi, "ne istesem yapacak ve yaratacak" zannıyla yapılan dua gaflettir ve cehalettir.
Dualarımızın bereketini bozan en önemli hata, kainatın Sahibi'nin isteklerimize karşılık vereceğinden şüphelenmek ve O'na güvenmemektir. İnsan, çabasının sonucunu alacağından eminse, o çabaya içtenlikle girişir ve kalbinde büyük bir çalışma azmi oluşur. Eğer insan, hayırlı bir sonuca ulaşacağından şüpheleniyorsa, ya işini yüzeysel ve isteksizce yapar ya da yapmaktan vazgeçer.
Kimi hastalıklar manevi saldırılardan doğar. Manevi saldırı metafizik bedenimizin enerji düzeyinde tahribata yol açar. Bu durum bizi gerginliğe ve bunalıma sürükler, Gerginliğin sürmesi vücudumuzun savunma sistemini tahrip eder. Sonuçta, işiimizde aksaklıklar ve düzensizlikler ortaya çıkar. Pek çok kaza, metafizik saldırılar sırasında yaşanmıştır.
Metafizik saldırılardan korunmak, hasetten ve nazardan uzak durmaktır. Manevi korunmayı incik boncukla, tütsüyle, kurşun dökmek ve benzeri batıl yollarla yapamayız. Korunmanın ilk yolu, hasede ve kıskançlığa yol açabilecek hedeflerimizi, projelerimizi, dualarımızı veya yakında ulaşacağımız başarıları, kıskanabileceklerden gizlemektir.
Peygamberimizden rivayet edilen şu sözler üzerinde düşünelim: "Bütün insanlar hasetçidir. Ancak diliyle onu ifade ve eliyle de gereğini yapmadıkça, haset hasetçiye zarar vermez." Sonra da bizi şöyle uyarır: "İhtiyaç duyduğunuz bir şeyi gerçekleştirirken, onu gizli tutmakta yardım isteyiniz. Çünkü her nimet sahibine haset edilir."
Şu hâlde, ilk yapacağımız, önemli başarı alanlarımızı, kıskanabilecek kalplerden gizlemeye çalışmaktır. Okulunuzun birincisi mi olacaksınız; söz etmeyin. Çok mutlu bir evliliğiniz mi var; aranızda kalsın. Yakında önemli bir makama gelmeniz mi söz konusu; bunu siz bilin. Firmanız büyük bir iş bağlantısını kurmak üzere mi; bunu sizinle rekabet edenlerin bilmeleri gerekmiyor.
Eğer arkadaşlarımızın başarılarına sevinebilseydik; aynen onlar gibi başarılı olmayı dileseydik, o zaman kıskançlığımız gıptaya dönüşürdü. Gıptanın sınırlarında kalmak çok zordur.
Allah dünya hayatını çileli kılmıştır. Bencil, çekemez, kıskanç hasetçi insanlarla aynı dünyayı paylaşırız. Bu kötü huylar yüzünden birbirimizin başarısını kıskanıp birbirimizi engellemeye kalkışabiliriz
Öyleyse ilahi hikmete uyalım. Kıskanılabilecek yönlerin vakti gelinceye kadar gizli kalsın. En azından zararlıların, ilgisizlerin, rekabet edenlerin tuzaklarından uzak dursun. Kimseye malımızla, kaynaklarımızla, fikirlerimizle, yeteneklerimizle büyüklenmeyelim. Kıskançlık öldürücüdür.
Lise birinci sınıftayken düzenlenen bir şiir yarışmasında birinci seçildim. Bir arkadaşım beni şehrimizin bir kitapçısına tanıştırırken, şiirlerim üzerinden beni abartarak övdü. Kitapçı tebessümle gözlerime baktı, tebrik etti ve "Bir yeteneğin varsa gizlilik toprağında kalsın, ta ki yeşerip serpilsin." dedi. Bu sözün önemini yıllar sonra öğrendim.
Biz başarı yolunda maddi zorluklar kadar, manevi zorluklarla da savaşmakla zorunlu bırakıldık. İstek ve hedeflerimizi manevi saldırılardan korumanın yollarından birisi, onları gizlemektir Gizlenen hedefler kıskançlık saldırısından korunur.
Bizi kuşatan fakirlik, yalnızlık, bürokrasi, girişim zorluğu gibi dış engelleri iyi biliyoruz. Oysa asıl ağır engeller, metafizik tarafımızdan saldırır. Kâinatın metafizik tarafı fizik tarafından çok daha dalgalı ve sürükleyicidir.
Dünyada çekememezlik, beddua, gıybet, nazar gibi manevi saldırılarla yüz yüze yaşıyoruz. Bu tür saldırılar, bizi hareketsizliğe kilitleyecek kadar etkileyici olabilir.
Şirin bir çocuk nazarın eline düşer. Bir ailenin huzuru, bir hasetçinin kötü bakışlarına kurban gider. Nice mutlu ve başarılı hayatın, yıkılış hızının hikmetini anlayamazsınız.