Sanki yalnızlık, var olmanın sert ve gerekli bir koşuludur; içinde gözlerimizin bulunduğu etten kemikten kılıf, uzanan elin karşısında eriyiverir ve geride, hiçbir gözün göremeyeceği, hiçbir elin tutamayacağı kaprisli, teselli edilemez ve kaçamak bir ruh kalır sadece.
Ve bu ketumlukta, hepimizin az çok içtenlikle kabullenmeye hazır olduğumuz güzel bir nihailik hissi vardır -ne de olsa, ölüm fikrini katlanır kılan başka nedir ki? Bitiş! Kaderin pusu kurmuş gölgesini yaşamın evinden kovan güçlü sözcük.