Dertli adam, bu yürüdüğün yol Allah'ın yoludur,
Sen bu yoldan dön diye her yer ihanetle doludur.
Durma! Yürü! Ne düşmanı ne haini sevindir,
Bil ki bütün yollar yürünmek içindir.
Ben yalnızca derdimden anlayacak bir kişi arıyorum, tek bir kişi... Ve işte tam da onun için yazıyorum.
Cânım kâri, sen varsın, biliyorum. Çok uzak bir şehirde belki ya da bir defa yüzünü görme ihtimalim hiç olmasa da ve hiç tanımayacak olsak da birbirimizi ben yine de senin var olduğunu ve bir yerlerde hayalime ortak olduğunu, dualarıma ‘âmin’ dercesine yazdıklarımı okuduğunu biliyorum. Zira, bence yazmak da dua etmek gibi...
Ve bizim gibilerin kitaplara sevdası şunun için biliyorum, zira kelamın da, kalemin de ve gönlün de sahibi olan, “Oku” diyor hepimize. Biz, “Neyi?” diye bile sormaktan aciziz oysa. Ya da hadi itiraf edelim; gafiliz...
Ama mademki O, sözüne “Oku” diye başladı, işte onun içindir sevdamız kitaplara...
Ama ben yine de eski bir İstanbul kıraathanesinde, tahta iskemlelere oturup da ince belliden demli çaylarımızı yudumlarken dertleşip de söylemek isterdim sana bunları...
Cânım kâri! Sen var ol, ol ki hayalime bir sırdaş olduğuna inanayım.
İkraFatih Duman · Nesil Yayınları · 2022914 okunma
Benim sözlüğüm bu. Kelime defterim.
Ama öyle her kelime değil benim olan, benime olan kelimeler bunlar. Kimin ne anladığıma, sözlüklerin onun hakkında neler yazdığıma hiç aldırmadığım güzel olduğu izin ya da öyle söylendiği i izin bilinen değil ben sevdiğim için güzel olan ve hatta benden bakasının bilmesinden dahi korktuğum kelimelerim.
Ne suçu var mesela diyorum “ayrılık" kelimesinin de boynuna bunca yu yukIemi§Ier? Neden ona bu kötülüğü etmişler ki? Sonra ilk defa “aşk" diyen insanın bu üç harfi nereden bulduğunu neden böyle olduğunu ve hatta hangi sevgiliye tutulduğunu öyle merak ediyorum ki.
İşte şimdi sana kelimelerimi veriyorum kari. En kıymetlilerimi. En derinde sakladıklarımı ve ardına en çok saklandıklarımı sana veriyorum.