“Artık sana hizmet etmiyorlarsa ancak o zaman bırakacaksın. İşte doğru zaman dedikleri şey. Ne zaman sen artık -Tamam, canıma yetti bu durum!- diyeceksin, o zaman onlar da teker teker gidecekler. O yüzden kimse kolay kolay değişmiyor. Neden? Çünkü herkes değişmek istemiyor. Henüz zamanı değil. Henüz bırakamazlar. Hala olumsuz düşünce ve yargılarını tutuyorlar çünkü her birinin bir işlevi var. İkincil fayda dedikleri türden kazançları var. Çoğumuz değişmek istemiyoruz. Belki de şöyle demek daha doğru, çoğu zaman sadece dilimizin ucuyla istiyoruz. Çünkü konfor alanımızdan çıkmayı istemiyoruz. Orada acı da olsa, zor da olsa dayanabildiğimiz kadar dayanmayı tercih ediyoruz. Bu yüzden sadece ve sadece gerçekten bir şey artık değişmeli dediğimizde, bunu gönülden tam istediğimizde değişiyor.”
“Eğer geleceğin de geçmişine benzemesin istiyorsan, şimdiden şu andan bir gelecek yaratma şansın var! Bu gelecek için biraz ters yüz olmaya gönüllü olmak gerekiyor. İçini dışına çıkarıp tekrar içine almaya gönüllü olman gerekiyor. Çünkü her şeyi ters yüz edip fazlalıkları silkelediğinde, gerçekten senin olanlarla tam da hak ettiğin bir geleceği yakalama şansın var”
“Bazen çok yüksek maaşlı bir işi tepmek yükselmektir, bazen birinin sırtından rahatça geçinmek varken buna hayır diyerek kendi ayaklarının üzerinde durmayı öğrenmek ve bu yolda acı çekmek yükselmektir. Tersten bakıldığında, toplumun gözünde düşmek yükselmek olabilir. Başkalarının düşüş olarak yargıladığı kararlar seni kendi özüne yakınlaştırıyorsa bu yargıları önemsemezsin. Çünkü umrunda olmaz. Kendine yabancı yaşayarak toplumda en üst seviyelerde roller oynayabilirsin ancak ruhuna sorulduğunda bunun bir değeri yoktur. Bunu ruhun bilir. Gerçek yükseliş kendine en yakın olduğun haldir.”