Kırk küsür yıl önce saltanata karşı cumhuriyetçi olduğunu, Hilâfete karşı lâik olduğunu söylemekten çekinmeyen bir parti, şimdi tutuculuğa ve gericiliğe karşı, iç ve dış sömürücülüğe karşı, faşizm ve komünizme karşı, ortanın solunda olduğunu söylemekten çekinemez ve çekinmemektedir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sosyal yardım, insanca duygulardan doğduğu yerde asil bir çabadır. Ama asıl gerekli olan, sosyal yardıma ihtiyaç duyurmayacak bir sosyal güvenlik ve sosyal adalet düzeni kurmaktır
Bu halk, devletsiz yapamaz. Ama devlete gönülsüz de hizmet edemez. Bu halk, kendisini ezen veya hor gören bir devlet yönetimine boyun eğemez; boyun eğmiş görünse bile öyle bir devlet yönetimi ile işbirliği yapamaz. Osmanlı Türk tarihi, dış savaşlarla dolu bir tarih olduğu kadar, devlete baskı eğiliminin baş gösterdiği anlarda veya devletin halka yararlı olamadığı, gereği gibi önderlik edemediği devrelerde çıkan iç savaşlarla, iç isyanlarla da dolu bir tarihtir.
“Ders çalışacağı saatte veya çocuk için ders kadar gerekli oyun saatinde, omzunda boyundan büyük bir sandıkla ev ev dolaşan ayakkabı boyacısı çocuğun acısını; Anayasa herkes için ilk öğrenimi gerekli ve parasız kıldığı halde, yaşayabilmek ve evindekileri yaşatabilmek için o yaşta çalışmak zorunda kalan ve okula gidemeyen ve birçok yetişkinlerin bile taşıyamayacakları bir hayat yükünü ufacık omuzlarındaki küfede taşıyan; insan olarak erişebileceği düzeye ömrü boyunca erişememeye daha çocukluğunda mahkûm olan bir hamal çocuğun yoksunluklarını, o çocuktan daha çok duyabiliyorsanız ve onun bedenini yükten, kişiliğini zincirlerden kurtarma sorumluluğunu kendinizde görebiliyorsanız, ortanın solu tabiatında bir insansınız demektir.”