Masanın kenarında oturan kadına doğru ilerledi. "Korktuğun şey neydi?" diye sordu. Anlaması zor derinlikte olan bu kadına bu soruyu sormak bir hata olabilirdi fakat kendini geri çekmedi. Merak ediyordu. Kadın gözlerini masadan kaldırıp cevap verdi.
"Rüyalarımda gördüğüm, o sevgisiz kadına dönüşmekte korkuyordum" Bunu söylerken gözlerinin içindeki bir parıltı eksilmiş gibiydi, realite ile karşılaşmış, kalbi kırılmıştı. Ağır ağır, nefeslenerek konuşuyordu. Tahminimce yüreğindeki taşlaşmış acıların ağırlığından, artık konuşmak bile gelmiyordu içinden. Fakat ben engel olamıyordum bu merakıma, onu anlasam da ağzından çıkacakları duymak istedim. "Ne olursa olsun, çaldılar benden bütün çiçeklerimi. Şimdi de ben garip bir insana dönüştüm. Nereye, nasıl gider, tekrar nasıl güvenirim insanlara? Bilmiyorum. Bu yüzden yüreğimdeki taş ile kime hesap sormak gerektiğini düşünüyorum her gün. Beni sevmeyen dostuma, yoksa yetersiz görmüş aşka mı? Bilmiyorum. Bildiğim tek şey, yüreğimin ortasında hissettiğim şey artık sinir ve duygusuzluk"