Chi

İnsan ne zaman anlar yalnız olduğunu? Annesi, babası gittiğinde mi? Bu cihanda kendisine yer olmadığını, ne zaman düşünür? Hasta bir şekilde yatarken, yanında kimse olmadığında mı? Bu koskoca cihanda yapayalnız kaldığını ne zaman düşünür? Arkamda hasta yatağında bırakıp giderken, içime dokunan sorulardan birkaçıdır. "Kimse annen gibi olmuyor tabi" demesiyle taçlandırdığı birkaç soru. Beni görmesiyle yüzü aydınlanan ablam elimi sıkıca sıkıp "İyi ki geldin" dedi. O zaman anladım, yalnız hissettiğini, bana ihtiyacı olduğunu. Yabancı insanlar çevresini ailesi gibi sardığında elini sımsıkı tuttum. "Yalnız değil o, ben varım" dedim. Kaşlarımı çattım, simsiyah gözlerimi diktim üstlerine. Canları yanmasın diye ailemden sakladığım o yalnızlık, canımı nasıl yaktiysa, ablamın elini sımsıkı tutup, onu kimselere bırakmadım. Belki bu hayatın gerçeklerinden biridir. Aile, her zaman yanında olamaz. Ama kimse ailem gibi olmuyor ise, gözümü nereye dikmeliyim?
Zordu, geçmişte olanlar zordu. Fakat hiç sevmediğini öğrenmek, kendi hakkında yanılmak. İşte bu bir şaşırtıcı olaydı. Nasıl yani? Kendi bencil emellerinin kurbanı olmak? Tuzağa baka baka gerçekliği carptirmak! İşte şok diye buna derdim. İlginçti. Kendi sevgisinin bu kadar hasta, garip ve biçare olması. Ne derse, kafasını nerelere vursaydi. Sevgiyi nerede bulacaktı, nasıl ki? Bilmiyordu. Değer biçmeyi.
Masanın kenarında oturan kadına doğru ilerledi. "Korktuğun şey neydi?" diye sordu. Anlaması zor derinlikte olan bu kadına bu soruyu sormak bir hata olabilirdi fakat kendini geri çekmedi. Merak ediyordu. Kadın gözlerini masadan kaldırıp cevap verdi. "Rüyalarımda gördüğüm, o sevgisiz kadına dönüşmekte korkuyordum" Bunu söylerken gözlerinin içindeki bir parıltı eksilmiş gibiydi, realite ile karşılaşmış, kalbi kırılmıştı. Ağır ağır, nefeslenerek konuşuyordu. Tahminimce yüreğindeki taşlaşmış acıların ağırlığından, artık konuşmak bile gelmiyordu içinden. Fakat ben engel olamıyordum bu merakıma, onu anlasam da ağzından çıkacakları duymak istedim. "Ne olursa olsun, çaldılar benden bütün çiçeklerimi. Şimdi de ben garip bir insana dönüştüm. Nereye, nasıl gider, tekrar nasıl güvenirim insanlara? Bilmiyorum. Bu yüzden yüreğimdeki taş ile kime hesap sormak gerektiğini düşünüyorum her gün. Beni sevmeyen dostuma, yoksa yetersiz görmüş aşka mı? Bilmiyorum. Bildiğim tek şey, yüreğimin ortasında hissettiğim şey artık sinir ve duygusuzluk"
Sevdikleri, istedikleri birbirleri değil aramaktır. Aramanın getirdiği yolculuktur.
Doğru zaman geldiğinde, işler kendi yoluna girecek. 🌙