Bazı dindarlar görüyoruz. Bunlar gece namazı kılmakta sonra, ücretle çalıştıkları işlerine bitkin ve yorgun bir şekilde gitmekte ve vazifelerini gerektiği gibi yerine getirmemektedirler. Şayet bunlar, "Allah ihsanı (bir şeyi en iyi şekilde yapmayı) her şeyin üzerine yazmıştır." hadisi gereğince, bir işi en iyi şekilde (ihsan anlayışıyla) yapmanın farz olduğunu, o işte yapılması gerekeni yapmamanın emânete hiyanet olduğunu ve ayın sonunda aldıkları ücretin haram yolla mal yemek olduğunu bilselerdi elbette gece namazını azaltırlardı.
Şirin'in ağzı kulaklarındaydı:"Geçen cuma birkaç genç molla çarşıda gösteri yapmak için adam toplamaya çalıştılar, anayasayı zındıklık diye niteliyor ve kalabalığı Parlamento'nun bulunduğu Bahristan'a doğru yürütmek istiyorlardı. Başarı sağlayamadılar. Hançerlerini yırtarcasına bağırsalar da kent ahalisi hiç kulak asmadı onlara. Zaman zaman bir adam duruyor, attıkları nutku biraz dinliyor, sonra omuzlarını silkerek uzaklaşıyordu. En sonunda kentin en saygı duyulan 3 uleması geldi, vaizlere açık açık en kestirme yoldan evlerine dönmelerini, gözlerini de sakın ola yerden kaldırmamalarını söylediler. İnanamıyorum, İran'da yobazlık öldü."