A.F.A.

A.F.A.
Koskocaman evrende zerre kadar biri. Cürmü büyük, kendisi küçük. Sekoya Meclisi Kitabının Yazarı
Öğretmen
Yüksek Lisans
Niğde
ÇILDIR
39 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Fetih Rüyası: Kızıl Elma Arayışı
8/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2025 13. kitabı
Türk asıllı yazar Ragıp Şevki Yeşim'in Kızıl Elma romanı, ilk bakışta ismiyle çok fazla dikkatimi çekmemişti. Zira edebiyat dünyasında "Kızıl Elma" denince akla daha popüler eserler geliyor. Ancak, Yeşim’in kaleminden çıkan bu romanı okuduğumda, tarihî derinlik ve anlatım gücüyle beni fazlasıyla etkiledi. Roman, Fatih Sultan Mehmet Han’ın Roma’yı fethetme hayali ve bu idealin etrafında şekillenen olayları anlatıyor. Ömer adında, İtalyanca ve Rumca bilen cesur bir akıncı, İtalya’nın iç kesimlerine sızarak istihbarat toplamakla görevlendirilir. Otranto’nun fethi sonrası, Roma yolunda nelerle karşılaşılacağını, halkın psikolojisini ve askeri stratejileri gözlemleyen Ömer’in yaşadıkları, okuru adeta o dönemin atmosferine sürüklüyor. Romanın temel karakterlerinden biri olan Gedik Ahmet Paşa, Osmanlı'nın Batı’ya açılma stratejisinde önemli bir figür olarak öne çıkıyor. Yeşim, bu karakter üzerinden dönemin siyasi ve askeri hamlelerini ustalıkla işlerken, okuru da tarihin derinliklerine çekmeyi başarıyor. En dikkat çekici unsurlardan biri ise "Kızıl Elma" metaforu. Osmanlılar için "Kızıl Elma", ulaşılması gereken nihai hedefi simgeleyen bir idealdi. İstanbul’un fethinden sonra bu ideal, Roma’ya yönelmişti. Ragıp Şevki Yeşim’in romanında, Saint Pierre Kilisesi'nin (Aziz Petrus Bazilikası) kubbesinin bakır rengi ve yuvarlak formu, "Kızıl Elma"ya benzetiliyor. Haçın tepesinin ise elmanın sapını andırdığı düşünülüyor. Bu metafor, Osmanlı’nın dünya hâkimiyeti idealini ve o dönemin ruhunu yansıtması açısından oldukça çarpıcı. Tarih sevenler için gönül rahatlığıyla önerebileceğim bir roman, çünkü ben çok beğenerek okudum. Ragıp Şevki Yeşim, anlatım gücüyle hem bilgi veriyor hem de hayal gücümüzü besliyor. Açıkçası, bu romanı okuduktan sonra Yeşim’in diğer eserlerine de merakla
1000Kitap
Kızıl ElmaRagıp Şevki Yeşim · Elips Kitap · 200421 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

A.F.A.

, bir kitap okudu
8/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2025 13. kitabı
Ragıp Şevki Yeşim
8.8/10 · 21 okunma
Doğa Felsefesi Üzerine Bir Başucu Kitabı
9/10
·260 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
Aldo Leopold’un Bir Kum Yöresi Almağanı (A Sand County Almanac), doğa felsefesi ve çevre etiği üzerine kaleme alınmış en önemli eserlerden biri olarak kabul edilir. 2016 yılında yüksek lisans kapsamında, doğa felsefesi dersi çerçevesinde okuduğum bu kitap, insanın doğaya hükmeden bir varlık olmadığı, aksine onun ayrılmaz bir parçası olduğu fikrini derinlemesine işler. Leopold, modern dünyanın doğayı yalnızca bir kaynak olarak görme eğilimini eleştirir ve ekolojik bilincin önemini vurgular. Kitabın özellikle "Bir Dağ Gibi Düşünmek" bölümü, benim için en çarpıcı ve etkileyici kısımlardan biriydi. Burada Leopold, doğanın iç dinamiklerine ve uzun vadeli dengesine dair güçlü bir metafor sunar: Bir ekosistemi anlamak için onun sadece yüzeysel işleyişine değil, zaman içindeki evrimine de bakmak gerekir. Bu bölümdeki temel fikir, doğanın sadece bugünü değil, geçmişi ve geleceği de içinde barındırdığıdır. Bir dağ, yalnızca taş ve toprak yığını değil; kuşaklar boyunca süregelen bir ekosistemin hafızasını taşıyan bir varlıktır. Leopold, bir kurt sürüsünün gözlerindeki son ışığın sönüşünü izlediği anı anlatırken, doğaya insan müdahalesinin nelere yol açabileceğini çarpıcı bir biçimde ortaya koyar. Kurtların yok edilmesiyle geyik popülasyonunun kontrolsüz artışı ve bunun sonucunda doğanın dengesinin bozulması, insanın doğaya kibirle yaklaşmasının tehlikelerini gözler önüne serer. Kitap yalnızca doğa sevgisini romantik bir dille anlatmakla kalmaz, aynı zamanda insanın etik sorumluluğunu da gündeme getirir. Leopold’un sunduğu toprak etiği kavramı, insanın doğaya karşı bir ahlaki yükümlülük taşıdığını savunur. Ona göre doğa, yalnızca ekonomik çıkarlar doğrultusunda tüketilecek bir kaynak değil, insanın da içinde bulunduğu büyük bir topluluğun parçasıdır. Bu eseri okurken, doğayla
Felsefe
Bir Kum Yöresi AlmanağıAldo Leopold · Hacettepe Üniversitesi Yayınları · 201470 okunma
Nikomakhos Etiği Üzerine Bir Değerlendirme
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
Aristoteles’in Nikomakhos Etiği, sadece bir ahlak kuramı değil, insanın erdemli bir yaşam sürmesi için bir rehberdir. Bir felsefe öğretmeni olarak bu eseri okurken, Aristoteles’in etik anlayışının ne kadar yaşamın içine işlemiş olduğunu görüyorum. O, mutluluğu (eudaimonia) insanın nihai amacı olarak belirlerken, bunun rastlantısal bir keyif değil, erdemli bir yaşamın sonucu olduğunu vurgular. Özellikle "orta yol" kavramı, derslerde sıkça üzerinde durduğum bir ilke. Aristoteles, ne aşırıya kaçmayı ne de eksik kalmayı önerir; ölçülülük erdemin temelidir. Cesaret korkaklıkla pervasızlık arasında, cömertlik cimrilikle savurganlık arasında bir dengedir. Günlük hayatımızda bu dengenin ne kadar zor sağlandığını görüyorum, ancak erdemin doğuştan gelmediğini, alışkanlıklarla kazanıldığını düşündüğümüzde çabanın önemini daha iyi anlıyoruz. Nikomakhos’a adadığı bu eserinde Aristoteles, etik ile politikanın ayrılmaz olduğunu da ortaya koyar. Yani bireyin mutluluğu, içinde yaşadığı toplumdan bağımsız değildir. Bugün bile, iyi bir toplumun ancak erdemli bireylerle mümkün olacağını anlamak zor değil. Sonuç olarak, Nikomakhos Etiği yalnızca teorik bir metin değil, aynı zamanda yaşamı anlamlandıran bir pratik rehber. Ben bu kitabı sadece bir felsefe metni olarak değil, insan olmanın anlamını derinlemesine sorgulatan bir eser olarak görüyorum. Aristoteles’in yüzyıllar önce çizdiği bu etik harita, hâlâ yönümüzü bulmamıza yardımcı oluyor.
1000Kitap
Nikomakhos'a EtikAristoteles · Kebikeç Yayınları · 20051,459 okunma