Türk asıllı yazar Ragıp Şevki Yeşim'in Kızıl Elma romanı, ilk bakışta ismiyle çok fazla dikkatimi çekmemişti. Zira edebiyat dünyasında "Kızıl Elma" denince akla daha popüler eserler geliyor. Ancak, Yeşim’in kaleminden çıkan bu romanı okuduğumda, tarihî derinlik ve anlatım gücüyle beni fazlasıyla etkiledi.
Roman, Fatih Sultan Mehmet Han’ın Roma’yı fethetme hayali ve bu idealin etrafında şekillenen olayları anlatıyor. Ömer adında, İtalyanca ve Rumca bilen cesur bir akıncı, İtalya’nın iç kesimlerine sızarak istihbarat toplamakla görevlendirilir. Otranto’nun fethi sonrası, Roma yolunda nelerle karşılaşılacağını, halkın psikolojisini ve askeri stratejileri gözlemleyen Ömer’in yaşadıkları, okuru adeta o dönemin atmosferine sürüklüyor.
Romanın temel karakterlerinden biri olan Gedik Ahmet Paşa, Osmanlı'nın Batı’ya açılma stratejisinde önemli bir figür olarak öne çıkıyor. Yeşim, bu karakter üzerinden dönemin siyasi ve askeri hamlelerini ustalıkla işlerken, okuru da tarihin derinliklerine çekmeyi başarıyor.
En dikkat çekici unsurlardan biri ise "Kızıl Elma" metaforu. Osmanlılar için "Kızıl Elma", ulaşılması gereken nihai hedefi simgeleyen bir idealdi. İstanbul’un fethinden sonra bu ideal, Roma’ya yönelmişti. Ragıp Şevki Yeşim’in romanında, Saint Pierre Kilisesi'nin (Aziz Petrus Bazilikası) kubbesinin bakır rengi ve yuvarlak formu, "Kızıl Elma"ya benzetiliyor. Haçın tepesinin ise elmanın sapını andırdığı düşünülüyor. Bu metafor, Osmanlı’nın dünya hâkimiyeti idealini ve o dönemin ruhunu yansıtması açısından oldukça çarpıcı.
Tarih sevenler için gönül rahatlığıyla önerebileceğim bir roman, çünkü ben çok beğenerek okudum. Ragıp Şevki Yeşim, anlatım gücüyle hem bilgi veriyor hem de hayal gücümüzü besliyor. Açıkçası, bu romanı okuduktan sonra Yeşim’in diğer eserlerine de merakla