Pazar akşamları kimseye gidilmezdi.
Çünkü o akşamlar herkesin banyo akşamıydı.
Banyodaki banyo kazanı yakılır, herkes ardarda girer yıkanırdı.
Duş falan yoktu o zaman, adam gibi yıkanılırdı, keselenilirdi.
Kıpkırmızı çıkardık banyodan, evin salonuna beyaz sabun kokusu hükmederdi belirli bir süre.
Bu sebeple Pazar akşamları komşuluk ilişkileri ertelenir, her evde banyo yapılırdı.
Çamaşır günleri de belliydi her evde.
Merdaneli makine banyonun uygun bir yerinde dururdu.
Biz de genelde Cumartesi olurdu.
Yıkama işlemi bitince merdaneyi çalıştırır sıkılan çamaşırları bahçede yada sundurmanın altında iplere asardık.
Tahta mandallar kullanırdık.
Sırtımızı keselemeye annem yada rahmetli babam gelirdi.
Çocuk tenimiz acısa da katlanırdık.
Pazar akşamları kimseye gidilmezdi. Çünkü o akşamlar herkesin 'banyo akşamıydı'....
Alıntı
Ve sonra hiç benzemedi “Bazı yolların sonunda yalnız kendin varsın.
O yüzden yürürken yanında kimlerin olduğu kadar, senin kim olduğun da önemli.”
~
İcla Aydın