Eski günler!.. Ah, o eski günler!..
Ailenin güçlü ve saygın olduğu, her şeyin tıkırında gittiği zamanlar… Johann Buddenbrook, masanın başında oturur, gümüş saçlarıyla dimdik duruşuyla herkese güven verirdi. Büyük salonun duvarlarında, ailenin portreleri asılıydı; her biri, Buddenbrookların ticari zekâsını, sağlam karakterini yansıtıyordu. Lübeck’teki o görkemli ev, her köşesinde başarı hikâyeleri fısıldardı.
Ama zaman… Zaman her şeyi değiştirir. Tony, Hanno, Thomas… Hepsi birer birer bu mirası taşıyamadı. Sanki ailenin kanına, yavaş yavaş bir yorgunluk, bir incelik karışmıştı. Sanat, melankoli, şüphe… Ticaretin katı disipliniyle bağdaşmayan şeyler. Ve böylece, Buddenbrooklar da, tıpkı o eski evin duvarlarındaki boyalar gibi solup gitti…"