Reşat Nuri Güntekin deyince akla ilk gelenlerden biri kuşkusuz ki Çalıkuşu'dur.Kitap yalnızca yazıldığı topraklarda değil çok başka coğrafyalarda da kendisine hatırı sayılır bir okuyucu kitlesi bulabilmiştir. Bir dönem Rusya'da doğan kız çocuklarına "Feride" isminin verilmesi Çalıkuşu karakterinin ve dolayısıyla Reşat Nuri'nin başarısını gözler önüne sermektedir.
Eserde genç bir öğretmen olan Feride'nin anıları yer almaktadır. Aslına bakılırsa yapıt ilk olarak bir tiyatro oyunu olarak kaleme alınmıştır ve ilk ismi "İstanbul Kızı"dır. Ancak sahneye taşınamamış ve romana çevrilmek zorunda kalınmıştır. Bu arada adı da" Çalıkuşu"olarak değiştirilmiştir.
Oldukça akıcı bir dile sahip olan Çalıkuşu okumayla arası pek iyi olmayanlar için bile oldukça ideal bir kitaptır. Zira bir kez okumaya başladığınız takdirde kendinizi olaylar silsilesine kaptırıveriyor ve Feride ile birlikte Anadolu'nun bağrına bir yolculuğa çıkıyorsunuz.Bu yolculuk boyunca tüm benliği ile inandığı aşkı da dahil olmak üzere her şeyini kaybetmiş genç bir kadının Anadolu'nun ücra köşelerinde hayata tutunma adına verdiği mücadeleye tanık oluyor ve her yönden çürümüş bir zihniyetin Anadolu insanını nasıl da avuçlarının içine aldığına şahit oluyoruz.
Peki Feride'yi bu şekilde çaresiz bırakan, onu kuru bir yaprak gibi oradan oraya savuran yalnızca bu karanlık zihniyetin küf tutmuş cehaletinin rüzgarı mıdır?
Aslında Çalıkuşu'muzun bu yolculuğa çıkmasının temel sebebi tüm varlığıyla inandığı ve ait olduğu nişanlısı Kamuran Bey'in kendisini aldattığını düğünden bir gece önce öğrenmesidir... Hakikat Çalıkuşu'nun çocuk ruhunda öylesine onulmaz bir yara açar ki Feride kendisini bilinmezliğin kollarına atar... Anadolu'ya kaçar. Tüm bu yaşadıkları yetmezmiş gibi bir de gittiği her yerde yosun tutmuş bir cehalet ile