Rasulullah(s.a.v) şöyle buyurdu: "Sabr üç çeşittir. Belalar karşısında gösterilen sabr, itaat etme noktasında gösterilen sabr ve günah karşısında gösterilen sabr."
Zira din, amel ile varlığını devam ettirir ve hayatiyet kazanır. Amel ise, sabırla hayatiyet kazanır. O halde aziz bütünlüğe ruh ve güç kazandıran, bu büyük kervanı hareket ettiren unsur "sabr" dır.
Şayet sabr olmasaydı, Allah(c.c) için ve din uğrunda cihad etmenin alanı, bir idealler mezarlığına dönüşürdü. (Uzak düşen ve ayrı kalan kardeşlerin, buluşma, görüşme, kucaklaşma ve birbirlerine kavuşma zamanı olan Haccın bu dünyevi kongresi bomboş kalırdı.) Gece yarıları yükselen halvet övgülerinin şayiaları ve tatlı mırıltıları susardı. ( Nefs ile cihad, nefs ile cihadın deneme alanı, yani isteyerek oruç tutma, imsak... hepsi donuklaşırdı.) İslam toplumunun ekonomik damarları kurur ve Allah yolunda infak terkedilmiş olurdu.
SABR: Kötülük, bozgunculuk ve yıkıma sebep olan olaylar karşısında insanlığın direnme, tahammül etme ve karşı koyma gücüdür.
Bütün iç ve dış engeller karşısında direnmeyi denemek, sağlam bir azim ve güçlü bir iradeyle bu engelleri aşmak yol almaktır.
Asra yemin olsun ki, insan şüphesiz hüsrandadır. Ancak iman edip salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı sabrı tavsiye edenler müstesna. (Asr Suresi:1-3)