İsteyerek kaygılanmıyorum. Bazen hiçbir sebep yokken bile nefes almak ağır geliyor. Her şey yolundayken içim kıpır kıpır oluyor; bunun farkındayım ama bu farkındalık çarpıntıyı, sıkışmayı yok etmiyor. Keşke etse.
Sessizleştiğimde bana küsmeyin. Kaybolmak değil niyetim. Sadece içimdeki fırtınayla kimseyi bunaltmak istemiyorum. Belirsizlik beni yoruyor; bu yüzden detaylara takılıyorum, plan yapıyorum. Bu bir kontrol isteği değil, kendimi güvende hissetme çabası.
Dışarıdan sakin görünebilirim ama içimde sürekli bir alarm çalıyor. Sürekli tetikte olmak çok yorucu. Kendimi anlatmaktan bile yoruldum; yaşadığımı açıklarken bile “acaba saçma mı bulacaklar” diye kaygılanıyorum.
“Bunda ne var ki?” dediğiniz şey, benim zihnimde büyüyor. Küçücük bir düşünce kocaman oluyor. Keşke beynimdeki büyütücüyü çıkarabilsem.
Bu bir zayıflık değil. Her gün bu duyguyla yaşayıp yine de normal görünmeye çalışmak bir güç. Kimse görmese bile. Destek istiyorum ama yargılanmadan. Bazen çözüm değil; sadece yanımda, sakin bir varlık yeter.
Anksiyete seçtiğim bir şey değil; her gün taşıdığım bir gerçek.