İnsanoğlu aslında her gece ve gündüz, farkında olarak veya olmaksızın, sayısız ölüm sebepleri ile karşı karşıyadır. Ölüm, insanı her an pusuda beklemektedir. Hazret-i Mevlânâ Mesnevi'sinde şöyle buyurur:
"Ey insan! Aynadaki son nakşa bak! Bir güzelin ihtiyarlığındaki hâlini ve bir binânın günün birinde harâbe hâline geleceğini düşün de aynadaki yalana aldanma !.."
Gerçekten her gün su fâni hayattan bir gün daha uzaklaşırken kabre bir adım daha yaklaşmıyor muyuz?
Her gün ömür takvimimizden bir sayfa kopmakta değil midir?
Cenâbı Hakk'ın bahşettiği ömür nimetini gaflet içinde ziyan edenlerin hâli, bir define üzerinde yaşayıp da aç ölen bedbahtların durumundan farksızdır.
Necip Fâzıl, ömürlerini gafletle tüketenlere ikaz mâhiyetinde ne güzel söyler:
Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum; Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum...