Ramazan bize daha az yemeyi, daha az uyumayı, daha az israf etmeyi öğretmek için, unuttuğumuz güzel hasletleri hatırlatmak için, cennete gidişi kolaylaştırmak için, kısaca madden ve manen arınmak için var!
Ramazan, ne yemek ne de kilo alma ayıdır. Bilâkis oruç tutan kimse, bedene yük olan gereksiz kilolardan kurtulur bu ayda. Sadece vücut değil, ruh da, nefis de, servet de, beyin de arınır.
Ramazan orucu sayesinde sıhhate kavuşan bedenin bunu kalıcı kılması için pazartesi ve perşembe oruçlarına başlanması da yerinde olacaktır. Bu bir nevi koruyucu hekimliktir. Ancak bu süreçte bedenin şu ihtiyacı ihmal edilmemelidir.
Ramazanda; ruh, dünyanın ağır hallerinden; beden, dünyanın maddî kirlerinden; nefs, ise bitmek tükenmek bilmez arzularından arınamıyorsa ne kıymeti kalır? Bunlara engel olan şey ise çok yemek, çok yemek, çok yemektir.
Ramazan ayı; insanın fabrika/yaratılış ayarlarına dönme ayıdır. Fıtratın alabildiğine tahrif edildiği bu çağda insanı yeniden insan yapabilecek tek şey ramazanı kendi mânâ derinliğinde hissetmek ve yaşamaktır. Böyle bir davranış kişiyi her anlamda tazeler, kendine getirir. Sıhhat bulur, israftan kaçınır, fakir-fukara, yetim-dul, kimsesiz, borçlu, talebe, kurt-kuş, nebatat huzura erer.