Mustafa ☆

En iyi karar veren kişiler, kararları yüzünden en fazla acı çekmeyi göze alan ve de kararlı olmaktan vazgeçmeyen kişilerdir. İnsanın büyüklüğü, acı çekme kapasitesiyle ölçülür. Ama büyük insanlar aynı zamanda mutlu kişilerdir. İşte çelişki de buradadır zaten. Budistler, Buda'nın acılarını görmezlikten gelirler, Hıristiyanlar, İsa'nın mutluluğunu unuturlar. İsa'nın çarmıha gerildiği zaman çektiği acı ile Buda'nın ağaç altına kendini bırakmaktan duyduğu sevinç aynıdır.
Reklam
Kendilerini doğruluğa arayanlar, açık olmaları sayesinde açıkta yaşarlar ve açıkta yaşama cesaretleri sayesinde korkudan arınırlar.
Kendi davranışlarımızın sorumluluğundan ne zaman kurtulmak istesek, bu sorumluluğu başkalarına yüklemeye çalışırız. Ama bu davranışımızla da kendi gücümüzü o kişiye ya da kuruma bırakmış oluruz. Eric Fromm da Nazizmi ve otoriteyi inceleyen eserine bu nedenle «Özgürlükten Kaçış» adını vermişti. Her gün milyonlarca ve milyonlarca insan, sorumluluğun acılarından kaçabilmek için özgürlükten kaçmaya bakıyor.
Sorunlardan ve onların yarattığı duygusal acılardan kaçmak, zihinsel hastalıkların temelini oluşturur. Hepimiz üç aşağı beş yukarı, bu eğilimde olduğumuza göre zihinsel bakımdan az ya da çok hasta sayılırız. Bazılarımız, sorunlardan uzak kalabilmek için akıl almaz yöntemlere başvurur. Sorunların getireceği acıların korkusu bizleri iyi ve gerekli olanlardan uzaklaştırır ve böylelikle kendimize bir hayal dünyası yaratırız. Bu, sorunlardan uzak kalmanın en kolay yoludur. Bazen gerçekleri kafamızdan tümüyle sileriz. Carl Jung'ın şu sözleri de durumu çok güzel anlatıyor: «Nevroz, her zaman yasal acı çekmenin yerini alır.»
🎵 Gözlerin doğuyor gecelerime
Reklam