Godot, kim olaki bu Godot. Belki de hepimiz tanıyoruzdur. Nereden mi, birini ya da birşeyi beklerken duyduğumuz sıkıntıdan, acıdan kimi zaman mutluluktan ve de umuttan. En zoru da umuttur, umuttur bizi şimdiden alıp çıkaran, hem zehirdir hem de panzehir. Dozudur önemli olan. Herkes umuduna bir ad verir, işte Godot da böyle bir addır sadece. Bekleriz umudun gerçekleşmesini, bekleriz bir ömür sürsede Godot'un gelmesini.
Bir denizcinin hikayesi, küçüklüğünde haritalara bakıp kimsenin gitmediği yerleri keşfetme arzusu vardı, büyüdü ve bu arzuyu gerçekleştirme şansını buldu. Bir şirketin fildişi ticareti için yerleşmeye çalıştığı vahşi insanlarla dolu bir adaya gidecekti, yılana benzer bir iç nehirden geçerek ana kampa ulaşması gerekiyordu, şirketin verdiği tekne, mürettebat ve kumanyalarla. Ana kampa ulaştığında sorgulayacak çok şey vardı, kendinden başlayarak.
Kim bilir, kim diyebilir ki bu kitabın, hayalin ve hakikatin, bizim gibi bir insan olan Fahim Bey'in ömrünün nezdinde, ne demek olduğu ve ne demek olmadığı hakkındaki isabetinin derecesini?
Fahim Bey ve BizAbdülhak Şinasi Hisar · Yapı Kredi Yayınları · 20142,424 okunma
Konu ilgi çekiciydi ve belirli bir heyecan düzeyinde akıp gitti. Yazar çarpıcı bir son hazırlar gibiydi, öyle olmadı en azından bana öyle bir izlenim bırakmadı. Boş zamanlarınızda okunabilecek güzel bir kitap diyebilirim, sadece o kadar.
kitabı beğendiğimi söyleyemeyeceğim. içinde bolca ölüm, mezarlık, cellat, dehliz gibi kasvetli kelimeler barındırıyor. evet bunlar hayatın gerçekleri ama bunları anlatırken insana hayata dair bir neşe parıltısını da beraberinde sunmanız gerekli. bu kitabın insanın haleti ruhiyesine olumlu bir katkısı olacağını düşünmüyorum.