Gecenin bastırmasını, alacakaranlığı çok severdim. Günün, muhteşem bir şeylerin olabileceği izlenimine kapıldığım tek anıydı, o belirsiz saatte her şey daha güzel görünüyordu gözüme, sokaklar, meydanlar, yüzleri menekşeler gibi kadifeleşen insanlar, o anda yakışıklı bir adam olduğum yanılsamasına düşüyordum, aynalara, mağazaların vitrinlerine yan gözle şöyle bir bakardım, kırışıklarım kalmamıştı, parmaklarım hayrete düşer, yüzümde gezinirdi...