O günden bu yana öyle değişik adlar kullanmış ki gerçek adını kendisi bile hatırlayamıyormuş artık. Bunların önemi yok, diyordu; insan günübirlik yaşamak zorunda. Bugün kim olduğunu biliyorsan, geçen ay hangi adla dolaştığın kimin umurunda?
Benim adım Otto. Tersten de yüzden de aynı. Hiç bitmiyor, yeniden başlıyor. Onun için de iki kat uzun yaşıyorum. Herkesten iki kat uzun. Sen de öyle, küçük hanımım. Senin adın da benim gibi. Anna. Tersten de yüzden de aynı. Tıpkı benim Otto gibi. Yeniden doğman da bundan. Bu bir nimet, Bayan Anna. Ölmüştün sen. Yeniden doğduğunu bu gözlerle gördüm. Büyük bir şans, bir nimet.