Bir yandan da dusunuyorum, simdi çikagelsen birbirimizi taniyabilir miyiz? Artik iki yabanciyken. Belki de kapida kibarca selamlasip yolumuza devam ederdik.
Ben böyle seylerde çok iyiyim. Hiç belli etmem. Ayrilik konusmalari özel bir yetenek gerektiriyor bence, ben bu konuda basarilyim, bilirsin. O yüzden hiç bilemez ve an-layamazdin belki de ama odamiz hâlâ koridorun ucunda duruyor. Kapisi kilitli, ne zamandir hiçbirimiz içeriye gir-medik. Eve giren hiç kimseyi de oraya sokmadim. Birlikte geçirdigimiz dört mevsimi iceriye koydum. Birbirimize çikan sokaklar1, Arnavut kaldirimlarin, on sekiz yasimda yazdigim siirleri de dolaba koydum. Seni tanidigim bahar gününü de koydum. Bana gülümseyisini ve ellerini koy-dum. Yazdiklarim koydum. Sürekli seni görmeyi umdu-gum suratlar1, bedenleri koydum. Kendimden bir parçayi kopardim, onu da oraya koydum. Sana çok kizsam da çok kirgin olsam da hâlâ seni çok seviyor olusumu koydum.
Pencerenin önünde de pembe laleler var. Sulamiyorum ar-tik, oysa hiç solmadilar nedense.
Bu oda hiç ölmüyor. Simdi aklima geldi, belki burayi
çocuk odasi yaparim.