Bu kitap, bir ilk kitap için oldukça etkileyici. Sadece bir metin değil, bir içsel mücadele ve kabul hikâyesi.
Adı gibi: Düşe kalka ilerleyen ama durmayan bir ruhun edebi yansıması.
Erciyes gibi dumanlı başım,
Deli Fırat gibi doldu taştı yaşım.
Ben böyleyim, bir benim içim, dışım.
Sen anlamazsan el anlar mı beni?
Derdim dağlar gibi büyüktür,
Sorunlarım sıra sıra, bölük bölüktür.
Bu can, bu bedene vallahi yüktür,
Taşıyamaz oldu, öleyim de sal beni.
Gül verirken bile batırdınız dikeni,
Görmedim mertçe kurşun sıkanı,
Merak etmediniz bu mahsulü ekeni,
Emeğim boşa gitti, savurdu yel beni.
Dağlara haykırsam dağ duyar sesimi...
Ağlarken ağaç yaprağı savruldu, sildi yaşımı,
Sokakta köpek gördüm, yasladım başımı,
Anlamadı bir tane kul beni...