İnsan ruhu, merhamet, sadakat ve saygı gibi erdemlerle süslenmezse, nankörlük ve vicdansızlığın karanlık uçurumuna düşer. Nankörlük, bu kıymetli hasletleri bir anda siler, vicdanın ışığını söndürür. Bir an gelir, sitemle “Keşke!” dersin, “Keşke anın değerini bilseydim, bir kalbi kırmasaydım!” Lakin son pişmanlık, çöldeki serap gibidir; kırılan dal yeşermez, kaybolan güven geri dönmez. Bugün de yarın da, “keşke”lerin çığlıkları ruhunun zindanında yankılanır, geriye yalnızca hüznün esrarengiz gölgesi kalır.