Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Palyaçolar trajiktir,” dedi Vetinari. “Biz, onların trajedisine gülerken aslında kendi trajedimize gülmüş oluruz. Yüzlerine boyanmış sırıtış, karanlıkların içinden bize güler; düzen, mantık,statü ve gerçekliğe inancımızı alaya alır. Maske, bizim muz kabuğunda doğduğumuzu, açık bırakılmış kıyamet rögarına düşmeye yazgılı olduğumuzu ve kalabalığın tezahüratlarından başka umudumuzun olmadığını bilir.”
Hiçbir iblisin bin sene geçse bile tasarlayamayacağı mide bulandırıcı fikirler, ancak eksiksizce çalışan bir insan beyninin icat edebileceği karanlık, anlamsız kötülükler buluyorlar, sonra da 'Şeytana Uydum' diye bağırıyorlardı ve mahkeme bunu hafifletici sebep sayıyordu. Halbuki işin özü, Şeytan’ın kimseye bir şey yaptırmamasıydı. Buna gerek yoktu ki. insanların anlamakta güçlük çektiği şey buydu işte. Crowley’nin fikrine göre, Cehennem büyük bir şer kaynağı değildi, tıpkı Cennet'in iyilik kaynağı olmadığı gibi. Onlar yalnızca bu büyük kozmik satranç oyunundaki taraflardı. Meselenin özü, hakiki iyilik de hakiki kötülük de insan zihninin içindeydi.
Crowley dünyanın sonu geldiğinde orada olacağını her zaman bilse de - sonuçta o bir ölümsüzdü ve başka seçeneği yoktu- bunun çok sonraları gerçekleşeceğini ummuştu.
Böyle bir umuda kapılmasının nedeni, insanlardan epey hoşlanmış olmasıydı. Ne var ki, iblisler için büyük bir kusurdu bu.
Ah, onların kısa ömürlerini acılarla doldurmak için elinden geleni ardına koymamıştı, ne de olsa işi buydu, ama Crowley’nin bulduğu yollar onların kendi kendilerine tasarladıklarıyla boy ölçüşemezdi bile. İnsanlar doğal bir kötülük yeteneğine sahipti. Bir şekilde yaradılışları böyleydi sanki. Binlerce küçük yolla kendilerine düşman olan bir dünyaya doğuyorlar, sonra enerjilerinin çoğunu onu daha da kötüleştirmeye adıyorlardı. Crowley zaman geçtikçe, doğal kötülük ortamı içinde göze çarpacak şeytani işler uydurmakta güçlük çekmeye başlamıştı. Son bin sene içinde kimbilir kaç sefer Aşağı’ya şuna benzer bir mesaj göndermek geçmişti içinden: Bakın, artık boş versek de olur, Cehennem’in yedi katını kapatıp buraya taşınalım; onlara, kendilerinin zaten yapmadığı hiçbir şey yapamayız, ki onlar bizim aklımızın ucundan bile geçmeyecek şeyler yapıyorlar ve bu genellikle elektrotları da içeriyor. Bizde eksik olan onlarda bol bol var. Onlarda hayal gücü var. Bir de elektrik, elbette.
Hattâ içlerinden biri bu mesele hakkında bir şeyler de yazmıştı... “Boşaldı Cehennem ve saçıldı tüm şeytanlar ortalığa.”