Yaşamı anlamsız bulmak, bu kişilerin doğuştan itibaren değil, ortaya çıkan bir veya birkaç olumsuzluktan sonra hissetmeye ve yakınmaya başladıkları bir şeydi. Yani hem içsel bir olumsuzluğun hem de başlarına gelen kötü olayların etkisiyle yaşam onlara anlamsız gelmeye başlamıştı. Kendisiyle veya yakın çevresiyle ilgili önemli bir sorun ya da sıkıntı yaşamayan mutlu insanlar içinse, “ yaşamın anlamı” meselesi, belki sadece belli zamanlarda manevi veya felsefi sorularla uğraşırken akıllarına gelen, ama bunun dışında şok da fazla uğraşmadıkları bir soruydu.
Rum çetecileri Söğütpınar köyüne ellerinde Türk bayraklarıyla girmiş, “yaşadın Türk askeri geldi “ diye bağırarak köylülerin saklandıkları yerlerden çıkmalarını sağlamış, kurşuna dizmişti.
Dedeağaç’ta esir kampı vardı.
Bin kişi tıkmışlardı.
Sadece dört duvardan oluşan, harabe bir binaydı.
Çatısı yoktu.
Günlerce yağmura ve soğuğa maruz kaldılar.
Bir kişi bile sağ çıkamadı.
Toplu mezerlara gömüldüler.
Bugün…. “Aleksandropolis” olarak bilinen Dedeağaç, Türk halkının haftasını tatilinde bile gittiği, bayramlarda Türkiye’den adeta hücuma uğrayan, en meşhur turistik beldelerin başında geliyor!