İremsu Koç

İremsu Koç
@IremsuKOC
bugünün gerçeği yarının kaçınılmaz yanılsaması
Puan vermedi·224 syf.··
2025 12. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2025 00:10
Çoklu kişilik bozukluğu konusuna ilgi duyduğum bir dönemde elime aldığım bir kitaptı. Billy Milligan olayında olduğu gibi, içinde birden fazla kişiliği barındıran bir karakterin hikâyesini okuyacağımı sanarak başladım. Ancak kitap, beklediğimden çok daha fazlasını sunarak beni derin bir felsefi tartışmanın içine çekti. Başkahraman Moscarda, babasından kalan mal varlığı sayesinde İtalya'nın güney ucunda rahat bir yaşam sürmektedir. Bir gün, karısının görünüşü hakkında yaptığı küçük bir yorum, onun kendi kimliğini ve gerçeklik algısını sorgulamasına yol açar. Bu basit görünen an, Moscarda'nın kendi varlığından uzaklaşmasına ve gerçeklik kavramını sorgulamasına neden olur. Moscarda için bir tek Moscarda vardır: Kendi tanıdığını sandığı, iç dünyasında var olan kişi (Biri). Duyguları ve düşünceleri vardır; ancak bunlar, dış dünyanın onu tanımlarken kullandığı ölçütler değildir. İnsanlar, Moscarda'yı kendi algıları doğrultusunda şekillendirirler; onu, yalnızca dış görünüşü ve kendi deneyimlerine göre tanımlarlar. Böylece Moscarda, onu tanıyan her bir kişinin gözünde farklı bir kimliğe bürünür — yani ortalıkta binlerce Moscarda dolaşmaktadır (Binlercesi). Ve bu farkındalık, Moscarda'yı bedeninin aslında cansız bir hiçlik olduğunu, yalnızca başkalarının gözlerinde ve algısında var olabildiğini düşünmeye iter (Hiçbiri). "Biri, Hiçbiri, Binlercesi", varlık ve gerçeklik kavramlarını derinlemesine sorgulayan, son derece güçlü bir eser. Hiç kimsenin "biricik" olmadığını iddia eden bu anlatı, yoğun bir felsefi tartışmaya rağmen okuyucuyu ne bunaltıyor ne de yoruyor. Yazar bir bölümde diyalog üzerine de yorumlarda bulunuyor. Bir şeyi anlatmaya çalıştığımızda kullandığımız kelimelerin, karşı tarafta aynı karşılığa sahip olmadığını vurguluyor. Bu bölümde, Osman Çakmakçı'nın
Biri Hiçbiri BinlercesiLuigi Pirandello · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20215,7bin okunma
Reklam
10/10
·196 syf.··
2021 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2021 00:41
Enfes bir kitaptı. Yazarımızla ben bu kitap sayesinde tanıştım ama daha yakından tanımak için kesinlikle diğer romanlarını da okuyacağım. İçinde farklı farklı karakterler ve bu karakterlerin yaşadığı olaylar var . Olaylar çoğunlukla toplumsal ya da bireysel sorunlara parmak basıyor. Toplumun sorunlarından uzaklaşmamış ama okurken birinden nasihat dinliyormuş gibi de değilsiniz. Çoğu hikayede gerçeği, sorunu makul bir üslupla yumuşatmış. Yazarımız çoğu hikayede o hikayenin yazarı veya yaşayanı olarak hikayeleri aktarmış hatta bazen bizzat o hikayenin karakteri olmuş. Ayrıca okurken yanınızda kalem defter bulundurmanızı tavsiye ederim. Çünkü yazarımız hikayelerinde birçok yazardan ve kitaptan bahsediyor. Adeta kitaptan okurlarına kitap tavsiye ediyor. Yazarla karşı karşıya oturup sohbet etsem bu kadar kitap önerisi alabileceğimi zannetmiyorum. Hikayeleri daha ayrıntılı anlatmak istersem ( ki istiyorum belli olduğu üzere) kitabımız 222. Oda hikayesi ile başlıyor. Bu hikaye ve 8 Mart Olayı hikayesi son sayfaları ile beni gerçekten ürpertti ve korkuttu. Bunun yanı sıra Nisyan hikayesini baştan sona telaşla, heyecanla ve merakla okudum. Burada anlatılmaya çalışılan unutulmuşluk aslında hepimizin de yaptığı günlük haberler karşısındaki tutumumuz ve hafızamızın başka insanların acısı karşısındaki ilgisizliğidir. Ayrıca bu ülkedeki fiyatı sabit tek şeyin insan hayatı olduğunu iliklerimize kadar hissettiriyor. Yazarımız yalın hikayeler de yazmıştır. Günlük hayat manzaralarını , sıradan insanları anlattığı ve bütün hikaye boyunca bir farklılık aradığı Nursel Hanım Kimi Bekliyor? hikayesi gibi. Burada sahiden de karakterlerimizin, her yerde karşımıza çıkan gerçek insanlarla farkları yok ama yazarımızın üslubu bu hikayeden de zevk almamızı sağlıyor. Son hikaye olan Sarı Pançolu
Kara Havadisler KervanıAyhan Koç · İthaki Yayınları · 2018111 okunma