Kara Havadisler Kervanı

·
Okunma
·
Beğeni
·
473
Gösterim
Adı:
Kara Havadisler Kervanı
Baskı tarihi:
21 Eylül 2018
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053758495
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Kayıp tanrılar, var olmayan yazarlar, efsunlu denizkızları, gizlenen cinayetler… Bunca muammanın yanında, sıradan yaşamların dikkatli gözlerden kaçmayan detayları. Kara Havadisler Kervanı ağır bir yükü sırtlanıp “Öykü neden ve nasıl yazılır?” sorusunun cevabını da saklıyor sayfalarının arasında.

İlk roman, ödül alan yazar Ayhan Koç, Kara Havadisler Kervanı’yla öykücü olarak da rüştünü ispat ediyor. Yazar, ilk öykü kitabı Kara Havadisler Kervanı’yla sıra dışının ayaklarının yere sağlam basabileceğini, sıradan olarak adlandırılanların hiç de basit olmadıklarını gösteriyor. Aforizmalardan arınmış, hicivle harmanlanmış, her öyküde karaktere ve atmosfere özgü farklı bir dil kurarak üslupçu olduğunu da kanıtlıyor.
200 syf.
·15 günde·Beğendi·9/10 puan
Ayhan Koç’un İlk kitabı Sırlıçeşme romanı. Bu kitapla 2017 Everest İlk Roman ödülüne layık görüldü. İkinci kitabı Kara Havadisler Kervanı. 12 öyküden oluşuyor. Öykülere baktığımızda yazarın kurgudaki ustalığı hemen fark ediliyor. Öykülerin çoğunda kurgu çarpıcıydı. Ve genel olarak eleştirel öyküler.

İlk öykü “222. Daire”, var olmayan bir yazarı konu alıyor. Herkesin okuduğunu iddia ettiği ama kimsede tek kitabı olmayan. Kitapçılarda son kitabı biraz önce satılmış olan. Bir dostunuzdan istediğinizde bir başkasına ödünç verilmiş olan. Yani kitapları bir türlü ele geçmeyen. Bu öyküde hem bir lider eleştirisi hem de okur eleştirisi var. Tabi öyküde gerçeği fark eden. Ve peşine düşen bir karakterimiz de var. Sonrası kitapta. Yazar öykünün coğrafyasını gizli tutarak öyküyü evrensel bir boyuta taşıyabilirdi.

İkinci öykü “Muskacı Edhem Efendi”. Öykü yine eleştirel. Karakterimiz Edhem Efendi çağını aşan görüşlere sahip. Bu özelliği onu coğrafyamızda bir filozof yapacağına muskacı yapıyor. Coğrafyamızın bize bahşettiği trajikomik kaderlerden birini yaşıyor. Ama okur olarak, bizim Muskacı’nın bu kadar bilgili, ileri görüşlü olması öykünün inandırıcılığını hafiften baltalıyor diye düşündüm. Kitabı edinip öyküyü okuduğunuzda farklı düşünürseniz nedenleriyle tartışırız. Belki yanılıyorum. Hata payı bırakalım :)

“Tiranlık” öyküsü esasında güzel bir konuya değinmiş olsa da. İnandırıcılığını en zayıf bulduğum öykülerdendi. Belki öykünün uzunluğu ve anlatımın yoğunluğu sebebiyle böyle düşünmüş olabilirim.

“Gece Yarısı Ekspres’i” eleştirel bir anıydı benim için. Evet öyküden ziyade bir anıydı. Kahramanımızın çocukluğunu ve o dönem de ülke gündeminde de uzun süre yer tutmuş, öyküyle aynı ismi taşıyan filmi konu alıyor.


“Eşref Kitabevi” öykümüz özellikle yazarları eleştiriyor. Bu yüzden cesur bir öykü olduğunu düşünüyorum. Bir kitabevi düşünün, yazarlar kitap röportajları verirken, çekilecek fotoğrafların arka planındaki aksesuarı tasarlıyor. Yazarlara belki de hiç okumadıkları kitapların yer aldığı kütüphaneler tasarlıyor. Zamanla işleri kötüye giden kitabevi sahibinin gerçekleri anlatmaya kalkmasıyla kurgu şekil alıyor. Öyküde üst kurmacanın kullanılması da ayrı bir katman ve tat katmış.

“8 Mart Olayı” öyküsü büyülü gerçeklikle yazılmış enfes bir öykü. Dinin, güzellik kavramının, insanın acımasızlığının boyutlarına kadar bir çok olguyu sorgulamaya itiyor okuru. Yazarın büyülü gerçeklikle bu denli güzel bir kurgu yakalamış olması çok hoş. Favori öykülerimden biri oldu.

Diğer favori öyküm “Nisyan”. Yazarımız öykülerinde postmodernizm ve toplumsal konuları öyle güzel harmanlamış ki tadından yenmiyor. Öykünün konusu siyasi kayıplar. Konu çokça işlenmiş bir konu. Peki özel kılan ne ? Büyülü gerçeklik. Yazar bu öyküde de başaralı bir kurgu çıkarmış ortaya. Bir öyküyü unutulmaz kılacak en önemli unsurlardan biri büyülü gerçeklik benim için. Metafor ve anaforu da unutmamak lazım tabi. Öyküde kullandığı şarkı her duyduğumda tüylerimi diken diken eder. Öyküyle beraber yazarla aynı hisleri paylaşıyor olmak öykünün içine daha çabuk aldı beni. Uzun bir öyküydü. Okurun gözünü korkutuyor bazen uzun öyküler. Ama sonuna kadar merakla okudum. Bir solukta. Sanırım ömrümün sonuna kadar unutmayacağım bir kayıp öyküsü oldu.

Tanrı O’ul’un öyküsü ise gayet yaratıcı bir öyküydü. İnce ince işlenmiş ilginç bir kurguydu. Öykünün bazı kısımlarında acı bir gülümseme kaplıyor insanın yüzünü. İnanç, din, Tanrı kavramlarını sorgulatacak güzel bir kurgu.

“Son olarak Sarı Pançolu Kız” yazarımızın öykü karakterlerinden birinin yarım bıraktığı öyküden firar etmesini konu alıyor. İlham verici, akıcı, kurgusu sağlam, büyülü gerçekliğin nimetlerinden faydalanmış sürükleyici bir öykü olmuş. İşte unutamayacağım bir öykü daha.

Yazarın dili, aktarımı, üslubu okurun gönlünü fethediyor. Öykü yazmaya devam ederse, roman yazmanın alışkanlığı olan uzun cümlelerini kısaltacağını umuyorum. Çünkü kısa cümleler öyküye daha çok yakışıyor. Anlatımı rahatlatıp, akıcılığı arttırıyor. Bunun dışında bazı öykülerin anlatımında balçık kıvamında bir yoğunluk vardı. Bu da o öykülerin kısa zamanda unutulmasına sebep oluyor. Bunu birkaç okur birlikte okuyup birlikte unuttuğumuz öyküler olduğu için söylüyorum. Tek başıma edindiğim bir tecrübe değil. Yoğunluğu azaltılmış olsaydı inandırıcılığı da akılda kalıcılığı da daha yüksek olurdu. Öykü kitabı okuduğumda postmodern yazan, büyülü gerçekliğin sonsuz aktarım imkanını keşfetmiş bir yazara rastlamak beni çok mutlu ediyor. Umarım Ayhan Koç eşsiz kurgularıyla büyülü gerçekçi öyküler yazmaya devam eder.

Kaynak; https://www.ishakedebiyat.com/...arahavadislerkervani
200 syf.
·12 günde·Beğendi·Puan vermedi
Sırlıçeşme adlı romanıyla Everest Yayınları İlk Roman Ödülü'nü kazanan Ayhan Koç,bu kez bir öykü kitabıyla okuyucuyla buluştu.Sırlıçeşme'yi henüz okumadım ama Kara Havadisler Kervanı'nı çok beğendim.
Alıştığımız öykü kalıplarından çok uzak öyküler barındırıyor, Kara Havadisler Kervanı.Ayhan Koç, yarattığı öykü dünyası ile ezber bozuyor.

Kitabın ilk öyküsü olan 22.Daire adlı öyküyü okuduğunuzda anlıyorsunuz farklı bir kitapla karşı karşıya olduğunuzu.Herkesin okuduğunu iddia ettiği, fakat kitaplarının ne hikmetse hiç bulunmadığı Enver Naci Uslu efsanesine bayıldım.

Muskacı Edhem Efendi öyküsünün ana karakteri Muskacı Edhem Efendi, yanlış yerde, yanlış zamanda doğmuş çağının ilerisinde bir entelektüel.Edebi göndermelerle dolu, mizah yüklü bu öyküyü ayrı bir sevdim.

Tiranlık'ın Pürşen'i kişisel özgürlükleri ve hakları tersten okuyan hiciv dolu bir öykü.

Gece Yarısı Ekspresi, benim de çocukluğumdan izler taşıyan bir öykü.Gece Yarısı Ekspresi'nin değil ama başka bir filmin epey peşinde koşmuştum, izleyebilmek için.

Eşref Kitabevi, inanılmaz ironik.Kimse olduğu kişi değil aslında.Kitaplıklarımız bile maskelerimizden biri.

Nisyan yine öne çıkan bir öykü oldu benim için. Faili meçhullerin ( ki öyle mi?) Zühre Yıldız'ın bulanık bilinci gibi silikliği can acıtıcı.

Sarı Pançolu Kız öyküsünün, öyküsünden kaçan karakterine bayıldım.Üstkurmacanın güzel örneklerinden biriydi.

Ayhan Koç'un ironi dolu, hem düşündüren hem güldüren öykü dünyasını ıskalamayın derim.Hem tavsiye ediyorum hem de çok duyulmasın istiyorum.Kıskanıyorum yazarımı
galiba.
200 syf.
·3 günde·9/10 puan
O kadar kaliteli ve ayakları yere basan öyküler okudum ki tavsiye ediyorum sizlere de. Ayhan Koç'un varlığından bile haberim olmaması beni utandırdı. İlk kitabı Sırlıçeşme'yi de okumamışım maalesef. İlk öykünün sonunda harika bir kitap okuyacağımı anladım ve aldım gardımı. Her öykü ile bir öncekine katarak giden bir yazar keşfettim. İçlerinden favori öykümü bile belirleyemiyorum. Tek bir konu, mekan, kişi, zamanda kalmayarak bizleri şölen sofrasına oturtuyor sunuculuğunu da kendisi yapıyor Ayhan Koç, sizde mest olmuş kalkıyorsunuz sofradan. Lezizdi. Koskoca sitede 2 kişi okumuş bu yazarı, çok yazık. Öykü severler okuyun pişman olmayacaksınız.
196 syf.
·3 günde·10/10 puan
Enfes bir kitaptı. Yazarımızla ben bu kitap sayesinde tanıştım ama daha yakından tanımak için kesinlikle diğer romanlarını da okuyacağım. İçinde farklı farklı karakterler ve bu karakterlerin yaşadığı olaylar var . Olaylar çoğunlukla toplumsal ya da bireysel sorunlara parmak basıyor. Toplumun sorunlarından uzaklaşmamış ama okurken birinden nasihat dinliyormuş gibi de değilsiniz. Çoğu hikayede gerçeği, sorunu makul bir üslupla yumuşatmış. Yazarımız çoğu hikayede o hikayenin yazarı veya yaşayanı olarak hikayeleri aktarmış hatta bazen bizzat o hikayenin karakteri olmuş. Ayrıca okurken yanınızda kalem defter bulundurmanızı tavsiye ederim. Çünkü yazarımız hikayelerinde birçok yazardan ve kitaptan bahsediyor. Adeta kitaptan okurlarına kitap tavsiye ediyor. Yazarla karşı karşıya oturup sohbet etsem bu kadar kitap önerisi alabileceğimi zannetmiyorum.

Hikayeleri daha ayrıntılı anlatmak istersem ( ki istiyorum belli olduğu üzere) kitabımız 222. Oda hikayesi ile başlıyor. Bu hikaye ve 8 Mart Olayı hikayesi son sayfaları ile beni gerçekten ürpertti ve korkuttu. Bunun yanı sıra Nisyan hikayesini baştan sona telaşla, heyecanla ve merakla okudum. Burada anlatılmaya çalışılan unutulmuşluk aslında hepimizin de yaptığı günlük haberler karşısındaki tutumumuz ve hafızamızın başka insanların acısı karşısındaki ilgisizliğidir. Ayrıca bu ülkedeki fiyatı sabit tek şeyin insan hayatı olduğunu iliklerimize kadar hissettiriyor. Yazarımız yalın hikayeler de yazmıştır. Günlük hayat manzaralarını , sıradan insanları anlattığı ve bütün hikaye boyunca bir farklılık aradığı Nursel Hanım Kimi Bekliyor? hikayesi gibi. Burada sahiden de karakterlerimizin, her yerde karşımıza çıkan gerçek insanlarla fakları yok ama yazarımızın üslubu bu hikayeden de zevk almamızı sağlıyor. Son hikaye olan Sarı Pançolu Kız'da ise yazarımız bilinçler arası aramayla hikayenin karakterini arıyor. Daha birçok hikaye var bu kitabın içinde benim bahsetmediğim. Kesinlikle sizin de okumanızı tavsiye ederim. Kaçırmak istemezsiniz.
Kimsenin gözünde hain, kimsenin ağzına suçlu, kimsenin kulağına düşmüş bir tehdit değildim henüz
Ayhan Koç
Sayfa 78 - İthaki Yayınları 1. Baskı
Şayet ölümü acıyla, ıstırap ile ilişkilendirmesek, ölüm bu kadar nazlı olmasa, milyonlarca seveni var ona nağmeler dökecek. Bundandır belki hınçları bana. Sevgili ölümlerini sakınıyorlar benden. Gideceğim diye değil, burada kalacakları için tüm tasaları.
Ayhan Koç
Sayfa 64 - İthaki Yayınları
Çok safsın be oğlum!!! Bu memlekette hiçbir şey eskide kalmaz tarih bozuk plak gibi tekrarlar durur
Ayhan Koç
Sayfa 76 - İthaki Yayınları 1. Baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kara Havadisler Kervanı
Baskı tarihi:
21 Eylül 2018
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053758495
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Kayıp tanrılar, var olmayan yazarlar, efsunlu denizkızları, gizlenen cinayetler… Bunca muammanın yanında, sıradan yaşamların dikkatli gözlerden kaçmayan detayları. Kara Havadisler Kervanı ağır bir yükü sırtlanıp “Öykü neden ve nasıl yazılır?” sorusunun cevabını da saklıyor sayfalarının arasında.

İlk roman, ödül alan yazar Ayhan Koç, Kara Havadisler Kervanı’yla öykücü olarak da rüştünü ispat ediyor. Yazar, ilk öykü kitabı Kara Havadisler Kervanı’yla sıra dışının ayaklarının yere sağlam basabileceğini, sıradan olarak adlandırılanların hiç de basit olmadıklarını gösteriyor. Aforizmalardan arınmış, hicivle harmanlanmış, her öyküde karaktere ve atmosfere özgü farklı bir dil kurarak üslupçu olduğunu da kanıtlıyor.

Kitabı okuyanlar 47 okur

  • Fatih özçelik
  • Ş
  • Ülkem çağlan
  • İremsu Koç
  • Osman uslu
  • Efsun Elif Yurtsever
  • H. K.
  • Li-3
  • Burçin
  • Hakan Anka

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (14)
9
%28.6 (8)
8
%17.9 (5)
7
%3.6 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0