yarattığımız şeylerden ayrılmak ne zordur, değil mi, ister gerçeklik olsun ister hayal, ister kendi ellerimizle yok etmiş olalım, onlardan bir türlü ayrılamayız.
Anlar geç veya erken gelmezler, bizim için değil, kendileri için doğru olan zamanda gelirler sadece, bu nedenle bir anın gelişi bizim ihtiyaçlarımızia aynı zamana denk düştü diye minnet duymamız gereksizdir
nasıl ki taş toplayan bir adam an gelir topladıklarını taşıyamaz olur, biz de bir gün gelir sırtımızdaki günlerin ağırlığı altında eziliriz ve konu kapanır
ansızın dünyanın nasıl bir yer olduğunu fark ettiği için, yalanın hep baki, dağrununsa hep kayıp olduğunu anlamış, uzaklarda bir yerlerde doğrular olsa bile bunların sürekli değiştiğini, olası bir doğrunun haklılık nedenlerini araştırmak için yeterli zaman olmadığı gibi, bu doğrunun muhtemel bir yalan olup olmadığını da inceleme zorunluluğu bulunduğunu görmüştü